Sürekli olarak serbest değişimin propagandasını yapan zengin ülkeler, yoksul ülkelere karşı korumacılığın en koyusunu uygularlar. Gelişmiş ülkeler, azgelişmişlerin ürettikleri de dahil, dokundukları her şeyi kendileri için altına, başkaları için tenekeye dönüştürürler. Uluslararası kahve piyasasında adaletsizlik o kadar fazladır ki, Brezilya yakın zamanda tersine korumacı bir politika uygulamayı kabul etmek zorunda kalmıştır; Brezilya şimdi, Kuzey Amerikalı hazır kahve üreticilerinin çıkarları korunsun diye, ihraç ettiği hazır kahveyi ağır biçimde vergilendirmektedir. Brezilya'nın ürettiği hazır kahve daha ucuz ve daha kaliteli olduğu halde, görüyoruz ki, serbest değişim sisteminde bazıları diğerlerinden daha serbesttir.
Kahve, üreticisinden çok tüketicisine kazanç getirmektedir.
ABD ve Avrupa'da gelir ve iş olanağı yaratır, büyük sermaye hareketlerine neden olurken, Latin Amerika'da üreticisini yoksulluk içinde yaşatmakta, kendisine bağımlı olan ülkelerin ekono mik dengesizliğini artırmaktadır. ABD'de kahve, 600 binden fazla kişiye iş olanağı yaratıyor. Latin Amerikan kahvesini dağıtan ve satan Kuzey Amerikalılar'ın ücretleri, kahveyi üreten Brezilyalı, Kolombiya lI, GuatemalalI, El Salvadorlu ve Haitili işçilerin ücretlerinden kat kat yüksek. CEPAL'in raporlarına göre; inanması güç ama, Avrupa ülke lerinin kahveden elde ettiği gelir, üretici ülkelerin elde ettiği gelirden fazla.
1960'la 1969 arasında ABD'nin ihracatı altıda bir oranında artarken, kahvenin ithalat tutarı düşmüştü. Üstelik unutmamak gerekir ki, Latin Amerika ülkeleri kahve satışından elde ettikleri dövizi, fiyatları artan Kuzey Amerika ürünlerini almak için kullanıyorlardı.