"İnsân sevdiğiyle mülâkât arzusunda yanar yakılır da hengâm-ı vuslatta heyecânından, hicâbından bir söz söylemeye muktedir olamaz. İşte o zamân iki katre gözyaşı "seni seviyorum, gönlümde senden başka bir şey cevelân etmiyor" ma'nâsını ifhâma ne güzel vâsıta olur."
Faruk Akdoğan
"Türk Çocuğu Mecmûası, S. 2, Erzurum, 23 Nisan 1926, s. 11"
"Rüzgârda hastalıklı bir şey var, zehirlerin ve böceklerin ılık uykusu. Viran topraklardan yükselen bir lanet. Yıkıcı bir şeyin titreşimini hissediyoruz. Bu sis değil, başka bir şey. Kara, harap, çorak diyarlardan gelen bir veba. Bunu yemek odasında, cırcırböcekli ekmeği bölerken fark ettik. Havada bir şey zonkluyordu, sessiz ve hayvani. Ürperdiğimizi hissettik."