Yusuf Denizhan

Yusuf Denizhan
@Josefbehr
"Tarihinin bilgince yapısını muazzam ve sarsılmaz yontma taşlar üzerine kurmak amacıyla, eskiden kalma her türlü hatıra ve belgeleri tekrar tekrar araştırıp inceliyordu. Geçmişin her olayı, istediği kadar önemsiz ve silik gözüksün, cnun gözlerinde paha biçilmez bir değer taşırdı."
Sayfa 159 - Can Yayınları
Reklam
"Bir başka aşkın mezarından fışkırıp büyüyen, gübre ile beslenen bir bitki gibi, bir başka bitkinin çürümüş kalıntılarıyla boy atan bir aşk, daha da hüzünlü olur. Bizi cürümler, evet, başkalarının cürümleri birleştirdi; peki, bizim birleşmemiz de bir suç, bir cürüm mü acaba? Onlar koparılması doğru olmayan bir bağı kopardılar, biz öldüre niçin iki ucunu bir araya getirip tekrar bağlamayalım?"
Sayfa 151 - Can Yayınları
"Esirsin, haydutların eline düştün!" dedi. Çocuk, kızgın, Ama ben..." diye başlamıştı ki, ilk çocuk cevap verdi: "Hayır sen, sen değilsin artık!" Augusto, gerisini işitmek istemedi, kalkıp bir başka sıraya oturdu. Düşünüyordu: "Biz de böyle oynuyoruz, biz büyükler: Sen, sen değilsin artık. Ben, ben değilim! Ya bu zavallı ağaçlar, hâlâ kendi- leri mi peki? Yaprakları, dağlardaki kardeşlerinin yapraklarından önce dökülüyor. Olsa olsa iskelet bunlar ve bu iskeletlerin şimdi kısalmış gölgeleri, elektrik lambaları ışığında kaldırımlara düşer. Elektrik ışığıyla aydınlatılmış bir ağaç! Ne garip ve fantastik bir görünümdür o; kemer biçimi bir elektrik ışığının, baharda ağacın tepesine madenî bir parıltı vermesi! Hele burada rüzgârın ağacı sağa sola sallamadığı burada. Artık o siyah gecelerin hiçbirini; pelerini kırpışan, titreşen yıldızlarla dolu aysız gecelerin hiçbirini, tabiatın bağrında tadamayan biçare ağaçlar! Bunları buraya diken insanoğlu, her birine, "Sen artık sen değilsin!" demiş sanıyoruz adeta. Ve bunu unutmasınlar, uyuyakalmasınlar diye, onlar için, elektrik lambalarındaki bu gece aydınlığını icat ettiler... Gecenin zavallı ağaçları, zavallı uyurgezerler! Hayır hayır, benimle, ağaçlarla oynadıkları gibi oynamalarına tahammül edemem."
Sayfa 135 - Can Yayınları
"Hep böyle. Hepsi hayal; hayalimiz dışında var olan bir şey yok. Konuşmamız, yalan söylememizdir; kendimizle her konuşmamız, yani şuurlu olarak her düşünmemiz, kendimize yalan söylememizdir. Başka gerçek yok; tek gerçek fizyoloji. Söz denen sosyal ürün, yalan için yaratıldı. Bizim filozoflardan birinin; gerçek de söz gibi herkesin inandığı sosyal bir üründür; insanlar birbirleriyle, buna inanarak anlaşırlar, dediğini duydum. O halde yalan da sosyal bir üründür."
Sayfa 125 - Can Yayınları
"Hayatın tek mürşidi hayattır; hiçbir pedagoji ona erişemez. İnsan, yaşamayı yaşayarak öğrenir ve herkesin, daima yeni baştan yaşamayı öğrenmeye başlaması gerekir."
Sayfa 92 - Can Yayınları
Reklam