"Güz ortasında bu olağanüstü ılık, esinti
siz günde yaprakları kıpırdamayan ama gergin, canlı oldukları belli çamların, mersinlerin, kasımpatlarının, güllerin, zambakların adını bilmediği sık yapraklı, al çiçekli bitkilerin kök saldıkları, emdikleri toprakta Yangın'a değin kimbilir kaç yüzyıl buraya gömülen ölülerin çürüyüp ufalanmış kemikleri, etleri, saçları, tırnakları vardı. Eskiden gömütlüktü. Anası, babası kentin doğu kıyısındaki yeni gömütlükteydi; dedeleri, nineleri gömülüydü bura-
da..."
? Huzurumun her ânı yalandı, çünkü sadece tanrıların keyfine kalmış bir huzurdu bu. Ne yaparsam yapayım, ne kadar uzun seneler yaşarsam yaşayayım canları istediğinde aşağı uzanıp bana canlarının istediğini yapabileceklerdi.