Ne için yaşadığını bilmediğinde, öylesine yaşarsın, günler birbirini kovalar, günün bitmesine, gecenin bitmesine sevinirsin, uykunda ise neden bugünü yaşadın, neden yarın da yaşayacaksın gibi iç karartıcı sorulara gömülürsün.
Kadınlara güvenilmemesi gerektiğini boşuna söylemiyorlar, hem kasıtlı olarak sözleriyle hem de farkında olmadan bakışlarıyla, gülümsemeleriyle, kızarmaları, hatta ayılıp bayılmalarıyla yalan söylerler…
Bir başkası her gün daireye gitmeye ve saat 17:00’ye kadar oturmaya mahkum edildiği için acı çekiyor, öbürü böyle bir lütfa sahip olmadığı için derin bir iç çekiyor…
Varoluş sancılarımdan kurtulup kendi iç çatışmalarımın içerisine düştüğümü farkettim bugün. Bir yanım Martin Eden kadar cesaretliydi bir yanım Oblomov kadar ürkek. Seninle yürüdüğüm sokaklarda sensiz yürümek canımı oldukça yaktı. Fakat sensiz yeni yerler keşfetmek hissi çok daha can yakıcı. Yeni yaşımdan dileğim
ise bende bıraktığın parçanın en sonuna kadar benimle gelebilmesi. O parça kalbimin hep en güzel köşesinde kalacak…