DİKKAT! SPOİLER İÇERİR.
Hep derim..Başarının önündeki engellerden en önemlisi de imkanların çokluğudur diye.. Kastımı ,bu kitabı okuyarak daha iyi anlayabilirsiniz :)
Nazi döneminde hücre cezasına çarptırılan bir mahkumun sorguya giderken,görevlinin cebindeki kitabı çalmasıyla başlıyor hikaye. Satranç oynamayı öğreten küçük bir cep kitabıdır bu..Hiçliğin ortasında hayatta kalabilmek için kuru ekmek parçalarını satranç taşlarına benzeterek oynamaya başlıyor. Zamanla , zemin ve taşlara ihtiyaç duymadan benliğini iki ayrı karakter ve zihine ayırarak olası hamle ihtimallerini geliştirip kendinden, kendisine ikinci bir rakip insan oluşturuyor..deliriyor..hücreden çıkarılıyor.
New York'tan Buenos Aires'e gitmekte olan bir yolcu gemisinde, dünyaca ünlü bir satranç ustasını yenmesi üzerine, hikayesini oradakilerle ve bizlerle paylaşıyor.
Bizi hayata bağlayan, kişiler veya nesneler değil içimizdeki yaşama arzusudur.Aslolan ise bu aracıları nasıl kullandığımızdır.