Aslında sessiz kalabilirdi. Sebebini bilmese de dürüst olmaya karar verdi.
''Üç cephede dövüştüm.'' dedi. ''Yedi savaşta. sayısız baskında, çatışmada ve umutsuz savunmada, her türlü kanlı eylemde bulundum. Dize kadar gelen karda, fırtınada, gecenin bir yarısında dövüştüm. Hayatım boyunca savaştım ben, bir düşmanla veya diğeriyle bir dostla veya diğeriyle. Başka bir şey bilmedim. Ettikleri bir laf, attıkları bir bakış yüzünden ya da hiçbir sebebi olmaksızın öldürülen insanlar gördüm. Bir keresinde bir kadın kocasını öldürdüğüm için beni bıçaklamak istedi, kadını da bir kuyuya attım. Bu, en kötüsü de değildi. Eskiden hayat benim için çamur kadar ucuzdu. Belki daha da ucuz.
''On düelloya çıktım ve hepsini kazandım ama hep yanlış amaçlar uğruna, yanlış tarafta savaştım. Acımasız ve vahşiydim, bir korkaktım. Adamları sırtından bıçakladım, yakarak, boğarak, kayalarla kafalarını ezerek öldürdüm onları, uykularında öldürdüm, bazen de kaçarlarken. Birçok kez kendim de kaçtım. Korkudan altıma işediğim de oldu, hayatım için yalvardığımda. Sıklıkla yaralandım, çok kötü yaralar aldım, çığlık attım ve annesinin göğsünden alınan bir bebek gibi ağladım. Seneler önce ölseydim bence dünya çok daha iyi bir yer olurdu ama ölmedim ve sebebini bilmiyorum.''
Taşın üzerinde temiz ve pembe olan ellerine baktı. ''Bildiğim kadarıyla , dünya üzerinde ellerinde benim kadar kan olan başka biri daha yok. Bana düşmanlarım kanlı dokuz derler ve sayıları çok. Hep daha çok düşman ve daha az dost. Kan, insana kandan başka bir şey kazandırmaz. Şimdi de gölgem gibi beni takip ediyor, hiç kurtulamadığım bir gölge. Ondan asla kurtulamayacağım. Onu hak ettim. Ona layığım. Onun peşinden koştum. Bu benim cezam.''