Bu kitap ile beraber çok güzel bir seri son buluyor.
En başından itibaren fantastik bir eser olarak okumadığım tam olarak karakter odaklı bu eser ne kendi dünyasını, ne de büyü sistemini açıklamakla uğraşıyor. Karakterleri bize ilk iki kitapta tanıttı empati kurdurttu. Ama bu kitap ile beraber karakterler ile aranızda herhangi bir bağ kalmıyor, kim bilir belki de daha da güçleniyor.
Logen'ın neden barbar olduğunu, neden çevresinde dostu kalmadığını anlıyoruz. Gerçi logen'ın arkadaşları var ama kanlı dokuzun ölümden başka dostu yok. Bethod ile olan geçmişlerinde Logen'ın neler yaptığını aslında kötü adamın tahtlarda oturan ya da herkesin işaret ettiği kişi olmadığını görüyoruz. Sonuçta kanlı dokuz çocukları bile doğrayan eli kanlı bir barbar. İnsanların anlattıkları kişiler olmadığı hatta anlatsalar bile daha da kötü olduklarının ve yaptıklarının bedelini istedikleriyle ödeyenin aslında yine kendileri olduğunun en büyük örneği kanlı dokuz. Kan istedi amaçsızca elini kana bulamaktan başka hiçbir şey bulamadı.
Jezal züppeden koca bir kral olduğunu düşündü. Halkı ile konuştu, Bir prenses ile evlendi, ön cephede savaştı, yaralılara yardım etti. Konseyde hüküm verdi. Sonunda koca bir kukla olduğunu acılar içinde öğrendi.
Ferro öldürmekten ve intikamdan başka hiçbir şey istemedi. Bunlardan başka içinde hiçbir şey kalmadığını düşünüyordu. Öldürdü, bu daha çok ölüm getirdi. Sevdi ama intikamını almak zorundaydı. Sonunda intikamını aldığını düşündü ama Bayazın intikamını aldığını sonradan fark etti. Geriye yine intikamdan başka bir şey kalmadı.
Aslında koca seri istediklerinizi gerçekten istiyor musunuz? ya da istediklerinizi aldıktan sonra ne planlıyorsunuz? un cevaplarını da bize veriyor. Ne Ferro intikamını aldıktan sonra rahata kavuştu, ne Logen savaşını bitirebildi, ne