Hayır, küçük adam, sen hiçbir zaman yardımcına yardımcı olmayı düşünmezsin. Şarkı söylersin, iskambil oynarsın ya da bir kavgada böğürürsün, ya da bir kömür madeninde sersemce eşek gibi çalışırsın. Ama hiçbir zaman yardımcının yardımına gelmezsin. Neden, diye sorarsın? Çünkü, kâşifin başlangıçta fikirden başka sunacak bir şeyi yok. Ne bir çıkar, ne daha yüksek bir ücret, ne toplu sözleşme, ne yılbaşı armağanları, ne de rahat bir yaşam biçimi.
Sen işte böylesin, küçük adam! Ama kimse, sana senin nasıl olduğunu söylemeye cesaret edemiyor! Çünkü senden korkuyorlar, ve seni küçük tutmak istiyorlar, küçük adam.
Çünkü sen “halk”sın, “kamu fikri”, “toplum vicdanı”sın. Hiç samimi olarak düşündün mü, küçük adam, bu sözlerin ne muazzam bir sorumluluğu kapsadığını? Yanlış mı düşündüğünü, sormadın kendi kendine, ancak komşunun buna ne diyeceğini sordun kendi kendine ya da doğruluğun sana kaç paraya patlayacağını.
Aynı masada oturduğun ya da aynı evde yaşadığın herhangi bir kişinin, büyük bir işi başarabileceğine inanmazsın. Bu yüzden bütün büyük insanlar yalnızdırlar. Senin yakınında iyi düşünmenin olanağı yok, küçük adam. Yalnızca senin hakkında ve senin etrafında düşünmek mümkün. Senin ile değil. Çünkü sen, her büyük, geniş düşünceyi boğarsın.