Hayatta mutluluk dileniyorsun, ama güvence senin için daha önemli, hatta bunun bedeli, bütün yaşamın boyunca baş eğmek olsa bile. Mutluluk kotarmayı, mutluluğun tadını çıkarmayı, onu korumayı, hiç öğrenmediğin, başı dik olmanın cesaretini de bilmiyorsun.
Seni ezenler şimdiki zamanda senin saflarından geliyorlar, tıpkı geçmişte toplumun üst zümrelerinden çıktıkları gibi. Küçük adam, onlar senden de küçük adamlar. Çünkü, senin çaresizliğini kendi yaşantısından bilip, bu bilgiyle yine de seni daha da iyi, daha da sert ezmek için epeyce bir küçüklük gerekir.
Küçük adam, kendi hakkında doğruyu işitmek istemez. İstese de istemese de sahip olduğu, kendine düşen büyük sorumluluğu kabullenmez. O, küçük adam olarak kalmak ya da küçük büyük adam olmak ister. Zengin olmak ya da parti başkanı ya da savaş gazileri derneği yöneticisi ya da toplumsal ahlakı yükseltme derneği sekreteri olmak ister. Ama işin sorumluluğunu, yeterli beslenme, konut, ulaşım, eğitim, araştırma, yönetim, madencilik sorumluluğunu üstlenmek istemez.
O büyük generalleriyle gurur duyuyor, ama kendisiyle değil. Kendisinin olmayan düşüncelere hayran, ama kendininkine değil. Bir şeyi ne denli az kavrıyorsa, o denli sıkı inanıyor ona.