Bilimin ve mantığın açık sonuçlarıyla ezberletilmiş inançlarınız arasında sıkıştığınızda karşınıza dramatik bir tercih çıkıyor: Ya aklınızın size açıkça gösterdiği sonuçları kabul edip evvelden inandıklarınıza "boş masallar" muamelesi yapacaksınız yahut da aklın ve bilimin gösterdiklerini kökten reddederek akıl dışı bir inancı yaşamaya devam edeceksiniz. "Bilimsel ateizm" dediğimiz dalgayı beseleyen temel çelişki işte tam olarak budur!
Sırf yadsınamaz bilimsel bulgularla kendi evindeki geleneksel inanç sistemi arasında çelişkiye düştüğü ve ardından bu çelişki üzerinde ciddi olarak düşünmeyi seçtiği için binlerce bilim öğrencisinin -neticede- "inançsızlığı" seçmek zorunda kalmasının "asıl" nedeni, savundukları ezberlerin kökeni ve aslı astarı üzerinde düşünme alışkanlığı geliştirme ihtiyacı hissetmeyen müslümanlardır.
Darwin'in evrim teorisi, malum olduğu üzere, günümüzde Darwinizm (Darwincilik) olarak bilinen bir felsefesî çatıya (paradigmaya) dönüşmüş durumdadır. Bu değerler dizisiyle dünyaya ve bilimsel verilere bakanlar, ellerindeki bulguları zihinlerindeki bu bakış açısıyla yorumlamak zorunda kalırlar. Bu sadece Darwincilik akımına özgü bir durum değildir, tüm paradigmaların da etkisi yaklaşık olarak böyledir: Bakan kişinin neye nasıl bakacağını, hatta baktığında ne göreceğini dahi dikte eden şeylerdir paradigmalar...
Bu torunların cahil kalanlarından çoğu, yozlaşmış bir inanç biçimine, biraz mürekkep yalamış olanların ekseriyeti ise kör bir batı taklitçiliğine, zelil bir özentiye yahut kökten bir inkâra sığınıp anlayış kapılarını sımsıkı kapatmışlar.