Dayak tehdidiyle ezberlediklerini eveleyip geveleyen çocuk korkuya yenik düşmüştür: Zekasını artık başka bir şey için kullanacaktır. Ama açıklamalara muhatap olan ufaklık zekasını "anlamak" denen bu yas çalışması için kullanacaktır.
Ama ne yazık ki bütün sorun da bu küçücük kelimeden, aydınların bu sloganından çıkıyor: anlamak. Aklın hareketini durduran, onun kendine güvenini yok eden, zeka dünyasını ikiye bölerek ve el yordamıyla arayan hayvan ile öğrenim görmüş küçük beyefendi arasına, sağduyu ile bilim arasına bir kesinti yerleştirerek aklı yolundan çıkaran odur.
Açıklama , pedagogun edimi olmazdan önce, pedagojinin mitidir- bilgin zihinler ve cahil zihinler, olgun zihinler ve toy zihinler, anlayabilen ve anlayamayan, zeki ve aptal şeklinde ikiye bölünmüş bir dünya meselidir.
... Anlamak gerekiyordu. Sadece anlamak kelimesi bile her şeyin üstüne bir örtü atar: Anlamak çocuğun bir hoca olmaksızın, ileride de- belli bir ilerleme sırası içinde sunulan- anlaşılacak konulara göre hocalar olmaksızın artık yapamayacağı bir şeydir.