Tank gibi kullanıyordu ateşi şeytan. Ateşi şeytan yönetmek, yönlendirmek ve peygamberi yakmak istiyordu. Kendi cinsinden olan ateşe buyruğunun geçeceğini sanıyordu. Fakat rüzgarı unutuyordu. İlahi rüzgarı. Tevhidin bad-ı sabasını
Nemrut zulûm demek. İbrahim de onun ateşinde yanmayan adalet. Adalet öyle bir altındır ki, zulmûn ateşinde ancak tozu toprağı yanar: pası, katışık madenleri erir; o, ateşte saf hale gelir ve ateş söndüğü zaman en halis bir külçe halinde parlar, zaferini ilân eder.
...Ama çok defa tersi olur: canlı kesim ölü kısmı diriltemez de ölü kısım sınırını durmadan genişletir. Çünkü: yaşama akıntısı o yöne doğrudur. Bu akıntıyı çevirmek ancak bir inanç etrafında toplanmış samimi ve güçlü bir avuç insanın yaşayan kesimden aldıkları bir fideyi ruhlarının en güvenli bölgesinden gelen soluklarla büyütmesi, sonra onu toprağa dikilen bir filiz gibi dış şartların etkisiyle savaşmaya bırakması, savaşa savaşa gelişen bu filizin köklü bir ağaçla olmasıyla mümkündür.