"Kalbim sıkışıyor bu aralar... Düşündükçe daralıyorum... Kendi dünyama çekilmek, insanlardan uzaklaşmak istiyor canım... Kopuk yaşıyorum hayatı biraz... Kimseyle hiçbir şey paylaşmak istemiyorum... Hatta yemeğimi bile yalnız yemek, yalnız kahve içmek, yalnız yürümek istiyorum bu aralar... Kimse gelip 'İyi misin?' diye sormasın istiyorum diye içinden geçiriyordu. İnsanları anlamıyordu. Yalnız da yaşanırdı. Hayatına yalnızlık da hükmedebilirdi. İnsanların hükmetmesinden daha iyiydi belki de. Ayrıca her şeyde özgür kılıyordu yalnızlık onu. İstediği kıyafeti giyebilir, istediği kafeye gidip kahvesini yudumlayabilir, istediği zaman kimseye mecbur kalmadan tiyatroya da gidebilirdi. Hatta dünyayı tek başına gezebilirdi. Bunları yaparken insanlarla iletişimini tamamen koparmasına gerek bile yoktu. Kimseye zarar vermedikten sonra ne gibi bir sorun yaratabilirdi ki yalnızlık.
Peki neden insanlar her şeyi beraber yaşamak zorundaymış gibi davranıyordu?.. Hiç kendilerine ait zamanları yok muydu? Tek başına sahilde yürünmez miydi? Tek başına film izlenmez miydi? Tek başına yürüyüşe çıkıp dağ bayır, dere tepe gezilemez miydi? İlla yanımızda birilerinin mi olması gerekirdi? Hiç büyüyemeyecek miydik?
Yalnızlık insana sorunlarla tek başına mücadele etmeyi de öğretmiyor muydu? Biraz kendini de dinlese insan hayatı daha iyi anlamaz mıydı? Biraz olsun kendisini de tanıması gerekmez mi insanın başkalarını tanımaya çalıştığı kadar? Hayatımız hep başkalarının dünyası altında geçmek zorunda değil sonuçta. Biraz da kendi dünyamızda yaşayalım diyordu. Gelgelim neyi kime nasıl açıklayacağını bilmiyordu. Bir türlü rahat kalamıyordu. Yapması gerekenler vardı. Sorumlulukları vardı. İnsanı bunaltacak kadar güven besliyorlardı hatta ona. Bir odaya kapatıp üç gün orada kalıp çıkmadan biraz kendini