Alber Camus bu romanında dünyaya karşı kayıtsız, hayatı akışına bırakmış, ne istediğini bilmeyen Meursault isimli karaterin, annesiyle olan özensiz ilişkisini insana ve herhangi bir objeye verdiği eşit seviyedeki değeri anlatıyor. Romanda bu karakterin fiziksel duyularıyla hissetiklerinin duygularını fazlasıyla etkilemesi, bence kayıtsızlığının yanı sıra bencilliğini ön plana çıkarıyor. Garip bir şekilde Meursault'un bütün bu özellikleri onun önüne geçemediği dürüstlüğünü gölgede bırakıyor. Hatta bu gölgede kalmış dürüstlüğü, onu sebesizce işlediği bir cinayetin de dolaylı olarak ölüm hükmü almış bir mahkumu haline getiriyor.