İnsan suyu bilmeyen balık gibiydi,bilmesi için sudan çıkması gerekiyordu. Hayat mecbur bırakmadıkça insan hayatı boyunca hayatını sorgulamıyordu ,sorgulamak için bir sebep gerekiyordu.Hayat pek çok kişiye bu sebebi veriyordu aslında ; tesadüf sandığımız karşılaşmalar kaderin oyunu sandığımız olaylar hayatın GÖR deme biçimiydi.Ama çoğunluk görmezden gelmeyi tercih ediyordu ,hayatın akıntısının içinde kaybolup gidiyordu ya da büyük bir kayaya çarpıp parçalanıyordu.
Her öpücüğün ve hatta sözcüğün ,emanet ettiklerimizde bir ağırlığı olduğunu unutmasak,basit meraklar uğruna başkalarının hayatlarında yangınlar çıkarmasak keşke.Ama kime anlatıyorum…Tek ısırık uğruna cennetten kovulmuş bir ırktan böylesi bir diğerkâmlık beklemek abesle iştigal değilse ne ?
Geçmiş bazen de bitebilen bir şey çünkü ,evet.Neyi bir ömür yanınızda taşımak istediğiniz ,Kalbinizi kimlere emanet edeceğiniz tamamen size kalmış.Kendinize neyi reva gördüğünüz de öyle.
Beklemek çünkü ,bir olmazı oldurmanın safdilliliğidir.Gelecekler zaten kalbinizi yormadan gelir.Bekletmek, gelmeyeceklerin işidir.Bu yüzden en çok gelmeyecek olanlar beklenir.