Gönüllere müşterek olan bir Hikmet Anıl Öztekin serisi.Eyvallah, Eyvallah-2 ve Fesleğen birbirinin devamı niteliğinde bir seri.
Evvela bunları yazarı methetmek için yazmıyorum.İnsanoğlunun yüzüne vurulması gerekenleri, edebiyle, makul bir üslup ve nezaket çerçevesi içerisinde ulaşmak isteyene ulaştıran bir adam olduğu için yazıyorum.Bizzat kendisi görmüş, imzasını almış biri olarak düşüncelerimin yapmacık olduğunu düşünen arkadaşlara da azıcık itimat hissi dilerim :)
İçtimai hayatta o kadar alışılagelmişlik mevcut ki, bunun dışına çıkan bir fikir, düşünce(hoş, bu olay ademoğluna kaç bin yıldır anlatılıyor da anlamak isteyene) görünce akıllara direk şu soru geliyor:
‘’ Ben bu adamı, yazdıklarını, düşüncelerini, derdini, anlatmaya çalıştığı şeyi nasıl karalayabilir, nasıl bir itham da bulunabilirim? Gerçekten nasıl kaçabilirim? ’’
Toplumumuzda mütemadiyen ileri gelen bir monotonluktan bahsediyorum.
‘’Düzeni bozan insan tipi.’’
Bak arkadaş, senin düzenin sana bir şey katmayıp vakit öldürmene, aval aval sayfalarda dolaşmana neden olan, kendine bile hayrı olmayan, sözde ‘’kitap’’ diye adlandırılan şeylerden ibaretse, düzeninin bozulması sana müstahaktır.
Genel olarak gösterişe, şaşaaya, ihtirasa, kulaktan dolma şeylere o kadar düşkün bir toplumuz ki kalender, münzevi hakikati narin bir dille, tokat gibi yüzümüze vuran bir eser, görünce eşek tepmişe dönüp yalandan hayalciklerimizin kıskacında ivedi bir şekilde savunmaya geçiyoruz.
Gördüğüm en güzel alıntılardan.’’Seni dönemin tarzı değil, Allah’ın farzı kurtaracak güzel kardeşim :) ‘’
Lafta düşünce özgürlüğü olan bir ülkede, bilirim ki benim gibi kendi çapında üç-beş bir şey okuyup bir şeyler kapmaya çalışan bir insanın şu söyledikleri hiç de ‘’özgür’’ kabul edilmeyecektir. Niye, çünkü hakikat acıtır,