Tanrı her anın, her buğday tanesinin, gökyüzünde bir görünüp bir saniye yok olan her bulut parçasının içinde bulunabilirdi. Tanrı hep oradaydı, ama insanlar arayışlarını sürdürmek zorunda hissediyorlardı kendilerini, çünkü yaşamın bir iman gösterisi olduğu onlara fazla basit geliyordu.
Keşke herkes kendi içsel deliliğini bilse ve onunla birlikte yaşamayı öğrense. Dünya daha kötü bir yer mi olurdu? Hayır insanlar daha yürekli daha mutlu olurlardı.
Dünya da açık yüreklilikten zor övmeden kolay bir şey yoktur. Açık yüreklilikte yüzde bir değerinde bile olsa bir nota falsolu oldu mu uyumsuzluk hemen fark edilir; övmede ise baştan sona bütün notalar falsolu bile olsa yine de kulağa hoş gelir zevkle dinlenir. Övgü ne kadar kaba olursa olsun yine de en azından yarısı, övülene gerçek gibi gelir ve bu toplumun her katmanında böyledir..