" Hayat Benim için küçük bir mum değil. Bir süre için elimde tuttuğum muhteşem bir meşale ve onu gelecek nesillere ulaştırmadan önce mümkün olduğunca parlak bir ışık saçmasını istiyorum.
Bazı insanlar vardır, siz de etrafınızda görürsünüz onları, bu kişiler her şeylerini biriktirirler. Onlara sorarsanız her şey bir gün lazımdır. Haklı olabilirler, ama onların hayatlarına biraz daha derinden baktığımızda görürüz ki, bu kişiler oldukça kısıtlı yaşarlar. Sanki aynı döngünün içinde dönerler, hedefleri vardır ama onlardan o kadar uzaktadırlar ki… İç sesleri onlara sürekli nasıl başarılı olamayacaklarını anlatır durur, onlar da bu sesi bir köle misali dinleyip itaat ederler. Kıtlık onların hayatlarındadır. Çünkü eski olan her şey (eşyaları, kitapları, giysileri ve düşünceleri) yeni olan hiçbir şeye yer bırakmamıştır. Ne zaman ki hayatlarına bir dost el atar, bazen bu bir kişi, bazen bir yazı, bazen bir kitap, bazen küçük bir çocuk, bazen ölüme çok yakın bir yaşlı, her ne ve her kimse buna vesile olan, onlara şunu söyler; “eski olanı gönder, yeni olana yer aç”. İşte o an elimize altın anahtar verilir.
Yemekten kalkacakları zaman, birden kapı hızlıca çalındı...
piskopos ; Kim o
-Jandarmalar... Jean Valjean
-Ah işte nihayet geldiniz! Sizi gördüğüme memnun oldum peki! Fakat ben size şamdanları da vermiştim, onlar da gümüştendi ve onlardan da kolaylıkla iki yüz frank çıkarabilirdiniz. Gümüş takımlarla beraber onları da niçin götürmediniz?
- Jean Valjean gözlerini açtı ve hiçbir insanın sözle ifade edemeyeceği bir tavırla muhterem piskoposa baka kaldı!