B.T

B.T
Öğretmen
21 Mart 1999
79 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Öte yandan Anti-Christ veya Deccal ise; yine Jung'a göre bilincin bir katmanını oluşturan gölge benlik'in arketip halindeki yansımasıdır. Gölge benlik, kişilikteki bütün şeytani duyguların saklandığı bir depo olarak Deccal arketipi halinde tezahür etmektedir. Jung arketiplerin eski toplumlarda farkında olunmadan toplu psikoterapi yapılmasında kullanıldığına işaret eder. Herhangi bir ritüelde veya bir şifa verme eyleminde yönetici pozisyonundaki rahip, kabul gören arketipleri kullanarak kitlelere toplu olarak psikoterapi yapardı.Toplu psikoterapiye izin veren arketipler ise o toplulukta kabul edilen en önemli sembollerden seçilmekteydi. Mesela batı dünyası söz konusu olduğunda acı çeken İsa motifi bir anlamda acıların toplu olarak anlamlandırılmasını sağlayan önemli arketiplerden biridir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Jung'a göre, bilincin en önemli katmanlarından biri olan Ego da arketipsel bir niteliğe sahiptir. Farklı ve birbirine zıt duyguları bireyin yaşamını sürdürmesi için dengeleyen ve kişinin bütünselliğini oluşturan ego katmanı, arketip olarak Mesihlik imajında ortaya çıkar.
Şüphesiz erkek çocuğun annesine yönelik geliştirdiği arketipler kız çocuğun geliştirdiği arketiplerden daha farklıdır. Erkek çocuğa annesi ile kurduğu ilişki iki şekilde etki eder: homosexualite ve Don Juanizm. Homosexualite anneye bağlılığın sonucudur; Don Juanizim ise her kadında anneyi arama anlamına gelir. Dini bir fenomen olarak mesela self castration (kendini hadım etme) ritlerinde homosexualite duygusu ağır basar. Koruyucu fenomenler ise Don Juanizmin bir uzantısıdır. Kız çocukların geliştirdiği arketipler ise genellikle eril tanrı imajlarında etkili olmuştur.
Arketipler, semboller halinde hem mitoslarda hem de psikolojik problemli hastalarda ortaya çıkarlar. ... Jung'a göre en temel arketiplerden biri çocuk ve anne arasında yaşanılan ilk ilişkilerin bir mirası olarak geliştirilen anne arketipidir. Gerek cinsel gerekse yaşamsal bağımlılığın yoğunluğundan dolayı anne çerçevesinde oluşturulan psikolojik imaj bir arketip olarak kollektif şuur dışından tarihe yansıtılmıştır. Anne arketipi özellikle yeniden doğan tanrılar, bereket, kurtuluş, cennet, Tanrı Krallığı gibi insanı koruyuculuğu ile kuşatan ve yaşam sunan mitos tiplerinde ortaya çıkar. Çocuk annesinden uzaklaşıp (özellikle meme emmenin bitişinden itibaren) kendine ait bir bilinç oluşturmaya ve kendini kurmaya başlarken, çevresindeki diğer şahıslarla yakınlaşır ve onları annesi ile geliştirdiği tecrübeleri esas alarak yorumlar. İşte dinlerdeki koruyuculuk vurgusunu içeren mefhumlar bu dönemin uzantısı bir psikolojik süreci yansıtır.
Freud iptidai dinde en önemli unsurlardan birisinin sihir olduğunu ileri sürerek kısmen Frazer'i çağrıştırır. Ona göre sihir, tipik olarak nevrotiğin mantık dışı düşünmesine ve dış dünyayı düşüncesiyle değiştirebileceğine inanmasına benzer. Iptidai insan da nevrotik gibi düşüncesi ile dış dünyayı değiştirmeye çalışır ki bunu da sihir sayesinde gerçekleştiriceğine inanır. Sihir ve nevroz arasında kurduğu ilişki açısından Freud Marett'e benzer.