Totemizm problemini gerçek anlamda gündeme getiren kişi ise İskoçyalı J.F. Mc Lennan (1827-1881) oldu. O, dinlerin ilk safhasının totemizm olduğunu ileri sürdü. Daha sonra temas edileceği üzere, Frazer, totemizmin insanın bitki ve hayvanlarla bir çeşit biyolojik akrabalığının varolduğuna inanışından kaynaklandığı fikrini savundu. Fakat totemizmin insanları birleştirici sosyal yönünü vurgulaması ile Durkheim'e kapı araladı. Bronislaw Malinowski (1884-1942) totemizme toplumda oynadığı fonksiyon açısından baktı. Ona göre totemizm insanın tabiatı kontrolü ve düzene sokmasının sonucu oluşan bir din sistemi idi. 1877'de Lewis H. Morgan Ancient Society'de totemizmin karakteristiklerini belirlemeye çalıştı. Robertson Smith tüm Semitiklerin ilk dini inançlarının totemizm olduğunu ileri sürdü. 1929'da Radcliffe-Brown (The Sociological Theory of Totemism) Malinowski'ninkine benzer bir görüş kabul ederek, totemlerin insan için hayati olan besin kaynaklarının yüceltilmesi sonucu meydana geldiği fikrini savundu. A.P. Elkin (Oceania, 1933) üç totemizm tipi kabul etti. Bireysel totemizm, sosyal totemizm ve kült totemizmi. llerde açıklanmaya çalışılacağı gibi, Lévi-Strauss değişik bir boyutta ele alarak totemizm konusunu yeniden gündeme getirdi.