B.T

B.T
Öğretmen
21 Mart 1999
79 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Tanrı ve insan arasındaki ilişkiyi oluşturan kurum temelde ritüellerdir.Öte yandan Smith ilahların organizasyonunun aile ilişkileri esas alınarak yapıldığını ileri sürerek dini düşüncenin sosyal yanına da dikkat çekmiştir. Ona göre din sosyal yapıların yüceltilmesidir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Schmidt, her şeyden önce iptidailer arasında tek bir tanrı fikrinin varolduğu konusunda tereddüt etmez. Fakat bu iptidai din ona göre tamamen orjinal ilahi dinle özdeş değildir. Bu ilk din henüz insanlar bir arada toplu olarak tek bir ırk halinde bulunurken mevcuttu. Zamanla insan zihnindeki evrimleşme süreci içerisinde tāli ilahlar ortaya çıkarıldı, bir sonraki aşamada ise bu tāli ilahlar tek tanrı inancına tamamen egemen oldular.
Lang bu görüşlerini özellikle The Making of Religion adlı kitabında işler (London, 1900). Burada pek çok örnek vererek politeist inanç içerisinde tanımı tam yapılamayan bir tanrı inancının varlığından bahseder. Bu ulu tanrı ne ölmüş bir atanın ruhudur, ne de bir hayalettir. Iptidai insan bu tanrıyla olan münasebetini anlamlandırma çabasında bulunurken de farkında olmadan mitosları üretmiştir.
Ekonomik durumun (avcılık, toplayıcılık, köy yerleşme biçimleri...) dini düşünce ile olan münasebetini incelediği bu kitabında Schmidt, sık sık eleştirildiği bir konu olarak, toplumların iptidailikten gelişmişe doğru bir evrim geçirdiği görüşünü kabul etti. Bununla birlikte onun evrimciliği biyolojik evrimcilik değildir. Schmidt, çalışına arkadaşı Graebner'in yaptığı gibi maddi kültür nesneleri üzerinde durmaz. Onun Avusturalya ve Okyanusya yerlileri arasında bir müddet kalarak topladığı malzemeler, soyut ve özellikle de dini ağırlıklı verilerdir. Schimdt'in Ursprung der Gottesidee adlı 12 ciltlik, Frazer'in Golden Bough'unu çağrıştıracak şekilde, dağınık ve sistemsiz eserinin temel espirisi dinlerin başlangıçta ilahi ve monoteist bir karaktere sahip olduğu, fakat bu inancın zamanla dejenere edilerek çok tanrılılığa varıldığı fikridir. Schmidt'in bu görüşü ileri sürmesinde onun antropolog kadar inançlı bir din adamı oluşunun da etkisi vardır. Fakat onu esas etkileyen düşünce Andrew Lang'ın (1844-1912) ortaya attığı "başlangıç monoteizıni" fikridir. Batı Avusturalya'daki Benedictine misyonerlerinin bölge halkı hakkında verdiği bilgilerle tanıştıktan sonra çok tanrı inancının arasında muğlak da olsa bir tek tanrı inancının varlığını sezen Lang dinlerin ilk devirlerde tek tanrılı olduğunu söyleyen ilk önemli isimdir.
Fakat Durk-heim Avusturalya yerlilerinden edindiği izlenimle totemin gücünü mana adı verilen mistik bir güçten aldığını söyler. Totemdeki ikinci güç ise manadan daha farklı olarak yukarıda işaret edildiği üzere kutsallık veya tabudur. Mana bir anlamda tabunun sürdürülmesini sağlayan kudrettir. ... Her şeyden önce tanrı fikrinin ikinci plana itildiği bir din sistemi mevcut görünmemektedir. Öte yandan Durkheim'in gerek mana gerekse tabu kavramlarını ortaya koyarken faydalandığı pekçok antropolojik gözlemin yanıltıcı olduğu ancak yenilerde anlaşılmıştır.