Her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği.
Şiir yazar, fotoğraf çeker, çay içer, türkü dinler, Allah'a, atlara ve çocukların gözlerindeki umuda inanır...
Toplum buhran içindeyse, bu buhran sanat eserine de gölgesini vuracaktır elbet. Ama büyük sanatçı bu buhranın içinde bile bir umut ve pırıltı bulabilir bu çizgiyi bütün eserine hakim kılabilir.
Divan Edebiyatı ruhun meselelerini kendine özgün açılar ve araçlarla verirken, insanla öylesine içli dışlıdır, insanla birbirine öyle girişiktir ki, topluma hakim olan onu kapsayan belirli ruh haleti yavaş yavaş etkinliğini yitirmeye başlayınca, edebiyat da buna eş olarak değişmeye uğramış, özden kabuğa geçmiştir.