Zaman algısının minareden kulelere geçmesi, fasıllarımızın konsere, düşüncemizin felsefeye, ahlâkımızın etiğe geçmesi gibi bir bozulmadır. Bunu özellikle Osmanlı'yı kutsayan, her yaptığını doğru gören arkadaşlarımızın düşünmesi gerekir.
Medeniyetimizde zamana hürmet ve riayet şarttır. Fakat zaman kutsal değildir. Zaman veya vakit, para yahut nakit de değildir. Bu Batılı kafanın ürünü olan bir sözdür. "Vakit nakittir" sözü Batılılar'ın "time is money" sözünden tercümedir.
Kapitalist mantığın her şeyi paralaştıran ve paralayan çarpık zihniyetine göre elhak doğru bir sözdür. Ama bize göre çok yanlıştır, çünkü bizim medeniyetimizde vakit nakit değil, bir değerdir. Çünkü her nakit, yani para değer değildir, her değer de para değildir. O yüzden zamanın değeri paraya bağlanamaz.
Mevlânâ kulun "ibnü'l-vakit", yani "vaktin çocuğu" olması gerektiğini söyler. Yani kul ömrünün her anında her zamanda Allah ike olan ilişkisini yenileyen kişi demektir. Bu, savaşta da, işini yaparken de, sorun ile karşılaştığında veya bir başarı kazandığında da her işi Allah'a bağlamak demektir. Bir de "ebü'l-vakt", yani "zamanın babası" olmak var ki o da Allah'ın her işteki muradını bilip, takdire teslim olmaya denir.