Konuşarak anlașabilene kadar herkes fıtrat üzere yasıyordu. Lakin dillenip işittiklerini idrak etmeye başlayınca çevresinin evladı oluyordu. "Beşer" denen bu şaşkın yolcu, öğretilmiş kültürün ve tecrübe ettiği yargıların hükmüne giriyor, uzunca bir zaman sonra kendisini bulmaya başladığında yeniden o asli fıtratına dönebilmenin yollarını arıyordu. Zaten seferde olmak da başlı başına bu öze dönüş çabası değil miydi?
Adı ister "Yetkinlik" olsun, ister "Seçkinlik" mükellefiyet vakti gelip çattığında kul, rıza ile kendisine yüklenene boyun eğip O'nun emrine tabi oluyordu.
"Sefer, bir şeyin üzerinden örtüsünü kaldırmak, demektir. Yolculuk esnasında insanların asıl huylarının açığa çıkmasından dolayı her türlü yol almaya sefer denmiştir."