Gülsüm

Gülsüm
@Kalbiniklimi
De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. (En'Âm-162)
Bir kitap düşünelim ki müthiş mânalarla dolu olsun. Her sayfasında, her satırında, her kelimesinde, her harfinde hatta her noktasında müthiş anlamlar yüklenmiş olsun, Bu kitabı ders verecek bir öğretmen olmadığı takdirde, elbette bu kitap hiçbir kıymet ifade etmez. Mânasız sayfalardan ibaret olur. işte peygamberler de kendilerine Rabbimizden gelen vahiyle şu kâinat kitabının anlamını bize ögretirler, kâinat kitabını anlamsızlıktan kurtarırlar.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şüphesiz bütün varlıklar içinde en üstün akıl ve kabiliyete sahip olanlar insanlardır. Onlar içinde de Allah ile muhatap olmaya en layık kimseler ise en güzel ahlâk ve anlayış sahibi olan; üstün kabliyetlerle donatılmış olan peygamberlerdir. Bu sebeple Rabbimiz, bu seçkin ve mükemmel ahlâk sahibi peygamberlerle gönderdiği vahiyler ve kitaplar vesilesiyle konuşmuştur.
Dinimize göre peygamberler, Allah'ın insanlığa rahmetinin gereği olarak gönderdiği bir lütuf, bir ihsandır. İnsanlar, dini ve dünyevi konularda kendilerine yol gösteren, hayatın gâyesini ders veren, dünya ve ahiret saadetini kazanmaya vesile olan peygamberlere muhtaçtır. İnsanlar, kendilerine bilmedikleri şeyleri ögreten ögretmenlere muhtaç oldukları gibi, bilmedikleri iman, ibadet, ahlâk gibi konuları öğreten peygamberlere de muhtaçtır. Bu hakikat Kur'an'da şöyle zikredilmektedir. "Nitekim içinizde sizden bir peygamber gönderdik; size âyetlerimizi okuyor, sizi (günahlardan) temizliyor, size Kitabı ve hikmeti(Kitapdaki hükümleri) ögretiyor ve size bilmiyor olduğunuz şeyleri ögretiyor."(Bakara,2/151)
Hepimiz biliriz ki bir iğne ustasız, bir köy muhtarsız olmaz. Bir okul müdürsüz, bir şehir valisiz yönetilemez. En küçük bir köyde, bir okulda bile bir düzen, bir intizam varsa bu düzen ve intizam bir idarecinin varlığına delildir. Aynen öyle de şu koca evrende bir ustası olmadan kendiliğinden meydana gelemez. Bir idarecisi ve hâkimi olmadan düzenini devam ettiremez. Demek ki bu evreni yoktan var eden büyük bir usta, düzen ve dengesini bozulmaktan koruyan bir idareci vardır ve olmalıdır. O da Rabbimiz olan yüce Allah'tır. Yüce Allah, sinek kanadından gökyüzünün kandilleri olan yıldızlara kadar her yere ve her varlığa öyle bir düzen ve intizam koymuștur ki akıl onun karşısında hayretinden ve hayranlığından "subhânallah, mâșallah ve bârekallah" diyerek secdeye kapanacaktır. Ve bu muhteşem evrenin kusursuz yaratıcısı olan, sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi Allah'ı bulup O'na iman edecek sayısız nimetlerine karşı ibadetle, şükürle ve dua ile karşılık verecektir. Ne mutu Rabbini tanıyan ve O'na iman eden bahtiyar kullara!
"Eğer o ikisinde (yerde ve gökte) Allah'tan başka ilahlar bulunsaydı, elbette o ikisi (ve onlarda görünen şu intizam) fesada uğrardı (bozulup giderdi)."(Enbiyâ,21/22)