Gülsüm

Gülsüm
@Kalbiniklimi
De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. (En'Âm-162)
Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz.
Reklam
İnsan, başka insanlarla sosyal münasebetler kurmak zorunda olan bir varlıktır. insanın akıl, öfke, iştiha gibi duygu ve kabiliyetlerine herhangi bir sınır konmamıştır. Bu duygu ve kabiliyetler kendi haline bırakıldığında, herkes olayları kendi menfaatine göre değerlendirecektir. Menfaatlerin çakıştığı noktada haksızlıklar, zulümler baş gösterecektir. Bu haksızlık ve zulümlerin olmaması ve sosyal münasebetlerin sağlıklı bir şekilde yürümesi için adaletin tecelli etmesi gerekir. Fakat kimsenin haksızlığa uğramayacağı, adalet içinde yaşayacağı kuralları koymak fertlerin yapabileceği bir şey değildir. Bunun için herkesin hukukunu muhafaza edecek kanunlara ihtiyaç vardır. Bu kanunları da ortaya koyabilecek zat, ancak ve ancak her şeyi yaratan ve yarattıklarını en iyi bilen Rabbimiz Allah'tır. Rabbimizin gönderdiği bu kanunların nasıl anlaşılması, uygulanması gerektiğini ortaya koyacak kişiler ise ancak peygamberlerdir. Demek ki peygamberler olmadan toplum düzeninin ve saadetinin sağlanması mümkün değildir.
İnsanlar; şahsi, ailevi ve toplum hayatını nasıl düzenleyeceklerini, bu konulardaki mutlak doğru ve yanlışları ancak Rabbimizin gönderdiği peygamberler vasıtasıyla bilebilirler. Aksi halde pek çok problemle karşılaşırlar, hayat çekilmez olur. Günümüzde fert, aile ve toplum hayatında gorülen bütün sıkıntılar bunu açıkça göstermektedir.
Peygamberler; ibadet dediğimiz yaratılışımızın sebeplerini, hikmetlerini Allah'ın kendilerine bildirmesiyle insanlara öğretirler. Hangi ibadetleri, nasıl ve ne kadar yapacağımızı ancak onlardan öğrenebiliriz. Üstelik onlar yalnızca öğretmekle kalmaz, bizzat bu ibadetleri yaparak insanlara fiilen örnek olurlar. "Dini emir ve yasakların, helâl ve haramların öğrenilmesi ve bunların uygulanılış şekilleri de ancak peygamberlerin rehberliği ile mümkün olabilir. Örneğin Rabbimiz birçok ayette namaz kılmayı emretmiş, fakat bu ibadetin yerine getirilme biçimini sevgili Peygamberimizin uygulamalarına havale etmiştir. Namaz için Sevgili Peygamberimiz "Beni nasıl namaz kılarken gördüyseniz öyle namaz kılın", hac ibadeti için de "Hac ibadetinin yerine getiliş şeklini benden alınız." buyurmuştur. Rabbimiz; oruç, zekât, nikâh, yenmesi haram olan ve olmayan şeyler gibi pek çok şeyin temel esaslarını belirtmemiş, bunların uygulama ve ayrıntısını ise yine sevgili Peygamberimize(sav) bırakmıştır.
DOĞRU ALLAH İNANCI PEYGAMBERLERLE BİLİNEBİLİR.
Düşünen ve aklını kullanan her insan, kâinatın ve varlıkların mükemmel bir sistem, hassas bir ölçu ve harika bir düzen ile yaratıldığını görmektedir. Öyle ise bu hassas ölçüleri ve harika düzeni idare eden ve içerisinde sürekli yeni bir yaratılışla bu kâinatı yaratan bir yaratıcı bulunmalıdır. Çok mânalar ifade eden bir kitabın yazarsız olduğunu düşünmek yahut çok sanatlı harika bir resmin ressamsız olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Barındırdığı harikalarla taklit kabul etmez sanat eseri olan şu kâinatın da sanatkârsız olması mümkün değildir. Elbette onu yaratan bir yaratıcı vardır. Fakat akıl tek başına bu yaratıcı bulmakta yetersiz kalır. Bundan dolayıdır ki bir peygamberin varlığını kabul etmeyen insanlar, tarih boyunca Allah'ı bulamamış; ya yaratıcının varlığını inkâr etmiş veya güneşe, aya, putlara tapmıştır. Demek insanlar doğru Allah inancını bulmak için Allah'ı kendilerine tanıtacak, bildirecek, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlere muhtaçtır.