" Beyaz bir güvercinin kanadındaydı özgürlük Üsküdar'da bir uçurtmada yazılıydı Bir çocuğun gözlerindeydi Ammar Ahmet'in üstüne toprak atılmış hayallerinde Küçük Seray'ın oyuncak bebeğinde Ala Dali'nin bir daha binemeyeceği bisikletinde Rim'in ölmeden önce dedesiyle gitmek istediği parktaydı özgürlük Ahmed'in annesinin kalbinde zayıf bir barış çığlığıydı. "
"Bazı zaman o gömleklere sığamazken bazı zaman birkaç beden büyük geliyorlarken bunu yapıyorsun. Ve o gömleklere göre kendine küçük veya büyük gibi tanımlar getiriyorsun.
O gömleklerin doğru dikildiği veyahut o gömleği doğru zamanda giydiğin ne malûm?"
"Sahile vuran geminin kaptanı olup çıkmıştım ben de en sonunda. Her seyden sorumlu ve bir o kadar ne yapacağını bilmez çaresiz bir halde
Kendimden kaçıp dinlenmek için durduğum duraktı kitaplar. Öyle bir duraktı ki; öyle yabancı ve o kadar da tanıdıktı Kitabın sayfalarını usulca çevirirken bile hayatımdan izler aradım 'Belki, tek değilim ben de' diye görmek istiyordum bazı şeyleri."
Vücutta gözlerin yeri, kulakların yeri, dudakların yeri hatta hareket ediyor olmasına rağmen kanın yeri dahi bellidir. Ancak umudun sabit bir yeri yoktur. Her an nerede kendisine ihtiyaç duyulursa orada kendini gösterir.