Ahmet

Ahmet
@Kalender1i
Savaşmayı ve sevmeyi sürdür. Sürdürmeyi sürdür.
80 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Öteki'den kurtulmanın mucizesi
"Adamın biri, uzun süreden beri tanıdığı bir dostuna rastlar; dostu, yaşamda yolunu çizememiş biri izlenimi vermektedir. 'Ona biraz para vermem gerekecek,' diye düşünür. Ama o akşam, dostunun zenginleştiğini ve o zamana kadar aldığı borçların tümünü ödemeye kadar ver­miş olduğunu anlar. "Sık sık uğradıkları bir bara giderler ve bu dost, orada­ ki herkese içki ısmarlar. Bu ani zenginliğin kaynağını sor­duklarında, onlara, son günlere kadar 'Öteki'ni yaşadığı­nı' söyler. "İyi de, kim bu Öteki? diye sorarlar adama. "'Öteki, bana olmayı öğrettikleri, ama ben olmayan kişidir,' der. 'İnsanlar, yaşamları boyunca -yaşlandıkla­rında açlıktan ölmek istemiyorlarsa- nasıl para kazanma­ları gerektiğini düşünmek zorunda olduklarına inanır. Ne kadar çok düşünürlerse, o kadar çok plan yaparlar; yaşa­yan birer varlık olduklarını da, vadeleri dolmak üzerey­ken anlarlar ancak. O zaman da artık iş işten geçmiştir.' '"Peki, sen kimsin?' "'Ben, aranızda yüreğinin sesini dinleyen herhangi biri gibiyim. Yaşamın gizi karşısında gözleri kamaşan, muci­zelere açık, yapıp ettiklerinden sevinç ve heyecan duyan biriyim. Ne var ki şimdiye kadar Öteki, düş kırıklığına uğrama korkusuyla elimi kolumu bağlıyordu.' '"İyi ama, insanlar acı çekmeyi sürdürüyor,' diye karşı­lık verir oradakilerin hepsi. "'Sürüp giden, başarısızlıklardır. Bundan kimse paçası­nı kurtaramaz. İnsanın, düşlerini gerçekleştirmek adına verdiği savaşımda bazı başarısızlıklara uğraması, ne uğru­na savaştığını bilmeden yenilgiye uğramaktan daha iyidir.' '"Hepsi bu mu?' diye sorar, bardaki müşteriler. '"Evet. Bu keşfi yaptıktan sonra gözüm açıldı ve ger­çekte her zaman olmak istediğim kişi olmaya karar ver­dim. Öteki, orada, odamın içinde bana bakakaldı, ama yeniden içime girmesine izin vermedim, zaman zaman, geleceğimi
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aşağıdakiler şöyle düşünmüş olabilir: "Yukarıda, man­zaradan başka ilginç hiçbir şey yok. Bunca çaba niye?" Ne var ki o ilk dağcı, ilginç olan şeyi içinde hissediyordu: do­ğaya kafa tutmak ve ilerlemek. Yeni doğan günün önceki günlere benzemediğini ve her günün sabahının kendine özgü mucizeyi, kocamış dünyaların yıkılıp gittiği, yeni yıldızların doğduğu o büyülü anı içinde barındırdığını bilmek. Bu dağların doruğuna ilk kez tırmanan kişi, aşağıya, bacaları tüten o küçücük evlere bakarken, kendi kendine aynı soruyu sormuş olmalıydı: "Oradaki insanlar için, yeni doğan her gün bir önceki günden farksız. Bunca çaba niye?''
Bölünmüş bir krallık, düşmanların saldırısına karşı koyamaz. Kafasının içi bölünmüş bir insan, yaşamın yükünü gerektiği gibi kaldıramaz.
Tanrılar zarları atar ve bunu yaparken bize, oynamak isteyip istemediğimizi sormazlar. Bir erkeği, bir yuvayı, bir işi, bir mesleği, bir düşü terk etmiş olmanızla ilgilen­mezler. Sizin her şeyin yerli yerinde olduğu bir yaşamınız olması, her arzunun çalışmakla ve direngenlikle gerçek­leştirilebileceği umurunda değildir tanrıların. Tanrılar, bi­zim ne tasarılarımızdan, ne de umutlarımızdan kaygı du­yar; evrene zarları atarlar ve bu, rastlantı sonucu size rastlar. O andan başlayarak, kazanmak ya da kaybetmek bir şans işidir.
"Biliyordum," diyorum, kendi kendime. "Kendi dün­yamın dengesini bozacağımı biliyordum. Aklım beni uyardı, ama yüreğim ona kulak asmadı."