"Kanaatim odur ki," diyordu günlüğünün bir yerinde, "hayattaki tüm mücadelemizi, bir sabah vakti şu güzel kahkahaları duyabilmek için veriyoruz." Galiba haklıydı. Gerçi nasıl bir mücadele vermiş olduğuma dair bir fikrim yoktu ama olsun, yine de haklıydı. Verilecek bir mücadele varsa eğer, bir yerlerde vermiştim demek. Karşılığında da hayat bana, yokuş aşağı günlerde hatırlamam için, bu kısacık anlardan birini sunmuştu.
Hep hatırlarım. Hep hatırlıyorum.
Hayatının bütün bu izleri sanki ona sarılmış şöyle diyordu: "Hayır, bizi bırakıp gitmeyeceksin, başka birisi olmayacaksın, nasılsan öyle kalacaksın: Kuşkularınla, kendinden sonsuz hoşnutsuzluğunla, sonuçsuz kalan kendini düzeltme denemelerinle, yaşadığın düşüşlerle ve senin için olanaksız, sana nasip olmayacak sonsuz bir mutluluk beklentisiyle."
Çekilmez bir adam oldum yine
Uykusuz, aksi, lanet
Bir bakıyorsun ki ana avrat söver gibi
Azgın bir hayvan döver gibi
O gün çalışıyorum
Sonra birde bakıyorsun ki
Ağzımda sönük bir cigara gibi tembel bir türkü
Sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum ertesi gün
Ve beni çileden çıkarıyor büsbütün
Kendime karşı duyduğum nefret ve merhamet
Çekilmez bir adam oldum yine
Uykusuz, aksi, lanet
Yine her seferki gibi haksızım
Sebep yok olması da imkansız
Bu yaptığım iş ayıp rezalet
Fakat elimde değil
Seni kıskanıyorum.
"Zihin bu haldeyken bana daha zavallı görünecek, zira iyi şeyler yerine kötü şeyler tercih etmek deliliktir. Sağlıklı olmayan mutlu değildir, kendisi için en iyisi olan şeyler yerine zararlı olan şeylerin peşinde koşan biri de sağlıklı değildir. "
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu