Kamile

Dörtlükten çıkamadım...
Alırım başımı, başım bir deli nehir Silerim yaşımı, siler ismimi şehir Kestirir saçımı, kendimi avuturum Bi' gülü kurutur, kurursa unuturum... 🎶
Reklam
Puan vermedi·96 syf.·
2023 33. kitabı
"Düşünceleriniz zincirlerinden kurtulun,bedeninizin zincirlerini kırın." Peki neden? İşte yazar Richard Bach tam olarak bu sorunun cevabını her ne kadar bir martı olan Jonathan Livingston' un sürü normlarına uymak yerine kendi yeni uçuş denemeleri yapması, sınırlarını aşması ve başarılarını anlatıyor gibi görünse de durum biraz farklı. Çünkü Jonathan aslında insanı simgeliyor. İçeriği ve derinliğiyle okuyuculara çeşitli düşünceler ve anlamlar sunan bir kitap olmakla birlikte aslında insanın doğasının, özgürlüğünün ve bireysel potansiyelin keşfi üzerine derin bir anlatı sunar. Kitapta ki martı bize hayallerimizin, hedeflerimizin peşinden koşmamızın önemli olduğu öğretisiyle bize mesajını veriyor. Bu düşünce üzerine yazılmış bir fabl, insan için motive edici ve hayata farklı bir pencereden bakmayı sağlayan bir kitap. Jonathan' ın başarıları diğer martıları etkilemesi durumunda insanların cesaret bulabilecekleri bir metafor olarak okunabilir. Ayrıca kitapta başka bir martı olan Fletcher ile yapılan sohbetler aracılığıyla derin bir felsefi düşünce sunulur. Bu sohbetlerde, hayatın anlamı, mutluluk, kader, sevgi gibi evrensel konular ele alınır. Okuduktan sonra insan kendini o toplumun altında ezilmiş martılar yerine koymaktan geri duramıyor. Özetle sorular altında ezilmiş kendimizi okuyoruz... İnsanı simgeleyen bu kitap; dili oldukça sade ve akıcı. Kitabı şöyle tavsiye ederim,eğer vaktiniz varsa dinlenmek için tercih edilebilecek bir kitap. Ve her yaş kesiminin okuyabileceği öğretici bir kitap olmakla birlikte herkese keyifli okumalar diliyorum:))
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma
Var mı benim gibisi:))
Yağmurun altında ıslanmayı seviyor diye gece yarısı sırılsıklam ıslanan bir deli varsa oda benimdir 😂 Boşuna bana bu belgeyi vermemişler.😁😂
Sonsöz
Hayal gücü, eski bir ruh. Biri ruhen fısıldıyor, usulca ışıl ışıl bir dünyadan ve o dünyada neşe, hüzün, çaresizlik ve zafer yaşayan varlıklardan bahsediyor; kelimeler dışında bitmiş ve güzel bir öykü. ... " Otorite ve merasimlerle çevrili yirmi birinci yüzyılınd, özgürlük boğulmak isteniyor. Görmüyor musun? Dünyanız güvenli hâle getirilmek isteniyor, özgür değil." ... Tekrar o çocuğun dilini, kitabın son bölümünü düşündüm. Acaba biz, dünyamızdaki özgürlüğün bitişini izleyen martılar mıydık? Nihayet ait olduğu yere basılmış olan Dördüncü Bölüm, belki de öyle olmadığını söylüyor. Bu bölüm, daha kimse geleceği bilmiyorken yazılmıştı. Şimdi ise geleceği biliyoruz.
Sayfa 145
Bir akşamüstü, Anthony denizin üzerinde kanat çırpıp dargınlıkla hayatın boş olduğunu düşünüyordu. Boş demek anlamsız demek olduğundan, yapılabilecek tek doğru hareket okyanusa doğru pike yapıp boğulmaktı. Bir yosun gibi anlam ve keseden yoksun bir şekilde var olmaktansa, hiç olmamak daha iyiydi. Bu çok mantıklıydı.
Sayfa 130