Eğer o istidad çekirdeğini İslâmiyet suyu ile, imanın ziyasıyla ubudiyet toprağı altında terbiye ederek, evamir-i Kur'aniyeyi imtisal edip cihazat-ı maneviyesini hakikî gayelerine tevcih etse, elbette âlem-i misal ve berzahta dal ve budak verecek ve âlem-i âhiret ve Cennet'te hadsiz kemalât ve nimetlere medar olacak bir şecere-i bâkiyenin ve bir hakikat-i daimenin cihazatına câmi' kıymettar bir çekirdek ve revnakdar bir makine ve bu şecere-i kâinatın mübarek ve münevver bir meyvesi olacaktır.
Eğer insan, şu dar âlem-i arzîde, hayat-ı dünyeviye toprağı altında o cihazat-ı maneviyesini nefsin hevesatına sarfetse; bozulan çekirdek gibi bir cüz'î telezzüz için kısa bir ömürde, dar bir yerde ve sıkıntılı bir halde çürüyüp tefessüh ederek, mes'uliyet-i maneviyeyi bedbaht ruhuna yüklenecek, şu dünyadan göçüp gidecektir.
Said b. el-As, oğluna şöyle dedi:'Şerefli bir kimse ile alay etme. Çünkü böyle yaptığın taktirde o senden nefret eder. Rezil bir kimse ile de şakalaşma; zira onunla şakalaştığın taktirde sana karşı cüretkar olur.'
Âişe (radıyallahu anhâ) der ki: Bir kişinin durumunu hikâye ettim. Peygamber (sallallâhü aleyhi ve sellem) bana şöyle dedi:
"Vallahi benim bazı hallerin olmasına rağmen, kalkıp başkası hakkında konuşmak hiç hoşuma gitmez!"