Ben ezeli bir mağdurum, coğrafi kader, siyasi kader, biyolojik kader… Anlaşılmadım, anlaşılamadım,anlaşılmadım… Hayatım bir bozgunlar silsilesi. Hiçbir kavgam zaferle taçlanmadı. Ben ezeli bir mağlubum. / Jurnal 2. Cilt s. 89
Gözünü Paris’e dikmiş kendini yüksek tabakaya kabul ettirmek için çırpınan, ancak ucuna erişebileceğini sezdiğinden yukarıdakilere kin besleyen bu kibirli taşra delikanlısı Meriç’te büyük bir kızgınlık uyandırmıştır.
Bir ideal aracılığıyla yücelme isteğiyle, aslında bir hiç olduğu duygusu arasında bölünmüş insanları anlatıyordu Dostoyevski. “Hiç” olmak dedim;böyle söylemek durumu felsefileştirdiği için yumuşatıyor; en azından daha katlanılır kılıyor.