Özgürlük... tam kaypak bir kavram.. içeriğini deşifre ettiğinizde gönüllü kölelik olduğunu görürsünüz. Gönüllü kölelik özgürlük olarak adlandırılıyor. Tüketim, tüketme alışkanlığı özgürlük olarak pazarlanıyor. Egonun önüne çıkarılması, insanın hızın, hazzın ve arzunun peşinde koşturulması özgürlük olarak lanse ediliyor. Bu tam bi köleleşme biçimi ve üstelik gönüllü köleleşme biçimi: post modern ironi, demokrasinin zaferi!.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizim entelijansiyamızın kafası karışıktır, zihni çağdaş hurafeler çöplüğüne dönmüştür. Entelektüel cehalet yaşar. Ne kendini tanır nede batıyı hakkıyla. Epistemik körleşme ve köleleşme, bizim entelijansiyamızın en büyük hastalığıdır. Türkiye'nin önündeki en büyük takoz Entelektüel cehaletle malul aydınıdır. En çok onun psişesi bozuktur, zihni işgal altındadır.
Çünkü tecrübeli ve gerçek sanatçıyı, bir acemi, bir amatör, bir deneyimsizden ayıran şudur: Sanatçı sahip olduğu bir çok tecrübe sayesinde gerçek bir başarıyı elde etmeden önce başarısızlığında kaçınılmaz olduğunu çok iyi bilir, son ve önemli fırsatı yakalamak için de beklemesi ve sabretmesi gerektiğinin farkındadır.
Önce bir "tasvir" yapılması, ardından bir "tarif" yapılması, sonra bir "tenkit" yapılması, daha sonra bir "tefrik" yapılması, son olarak da bir "teklif" yapılması lazım.
Çıkış yolu: ümmileşme süreci. Önce zihinsel hicret. Ümmileşmeden ümmetleşilemez çünkü.
Çağı tanıyarak, çağın ağlarını, bağlarını, kavramlarını terk etmek; çağrı'nızın çağını kuracağı uzun bir yolculuğa çıkmaya hüküm giymek..
Ve çağı tanıyarak, çağı tanımadığınızı ilan etmek!..