• Yetişkinlerin dünyasına adım atan gençlerin önlerinde harcanmayı bekleyen özgürlük dolu bir yaşam vardır.
  • “Sözgelimi önemli bir karar eşiğinde nasıl bir adım atacağınızdan emin olamadığınızda size yardımcı olacak bir şey, anlatıcıların ezbere sıraladığı hikayelerle yitip gitmek yerine seçeneklere ilişkin duygularınıza odaklanmaktır.”
  • “Bir üniversitenin gerçek gücü, öğretim üyelerinin öğrencileriyle kurduğu akıl ve gönül bağlarında kendini gösterir.”
    Doğan Cüceloğlu
    Sayfa 160 - Remzi kitabevi
  • Saat ustası maceraperest bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen
    jean-jacques rousseau (1712 cenevre – 1778 paris), 18. yüzyıl avrupası’nda emekçi sınıfa mensup yoksul bir çocuğun, toplumun sınırlarını zorlayan özgün bir düşünüre dönüşmesinin simgesidir.
    küçük yaşlardan itibaren yaratıcı ruhunun etkisiyle toplum ve düzenle uyum sağlayamamış, 16 yaşında evini terk ederek başına buyruk yaşamış, düzenli eğitim almamış ve çok sınırlı süreler dışında düzenli bir işte çalışmamıştır. okuduğu kitaplardan ve gezgin hayatı sırasında toplumun her kesiminden tanıdığı insanlarla yaşadığı tecrübelerden edindiği birikimle kendi kendini eğitmeyi başararak fırtınalı ruhuna huzur sunmak için otuzlu yaşlarında yazmaya yönelmiştir.

    ancak yazmak bile fransız devrimi’ne doğru giden bir süreçte artık iyice yozlaşmış aristokratik davranış ve düşünce kalıplarının egemen olduğu toplumsal yapıdan ve ilişkilerden bunalan bu asi dehaya ilaç olmamıştır. mevcut kültürün aldığı yolu tartışan ve eleştiren, öğretisini insanın doğal özüne uygun ve bu özü bozmayacak, tam tersi geliştirecek sağlıklı ve adil bir yeni kültür anlayışı üzerine kuran rousseau, düşüncesiyle yaşayışı arasında en çok benzerlik olan özgün filozoflardan biri olarak dinsel ve siyasi egemenlerin baskısına uğramıştır.

    bu baskılardan bunalsa ve hassas ruhsal dengesini giderek yitirmeye başlasa da fikirlerinden taviz vermemiş, özellikle toplum sözleşmesi ile özgürlük, eşitlik, kardeşlik arayışının ışığı ve fransız devrimi’nin esin kaynağı olmuştur. gücünü doğadan alan yaratıcı düşünceleriyle
    19. yüzyıl felsefesine, özellikle de romantizm akımına ilham vermiştir. devrimci bir yaklaşımla çocuk eğitimi üzerine yazdığı emile, çocukluk çağlarının insan oluşumundaki önemini belirlediği ve üst sınıftan bir kadının sözleriyle, “annelere, bebeklerini emzirmeyi öğrettiği” için, büyük etki sahibidir. otobiyografi tarzının atası sayılan itiraflar, benliğin karanlık yönlerini araştırması açısından psikanalize giden yolun ana taşlarından sayılır.
  • "Özgürlük hakkında kuramlar geliştirildi diye, onun basit bir şey olduğunu söyleyemezsiniz. İşin aslı bir düşünce değil, duygudur. Eğer kurallarına gönüllü olarak uyduğunuz bir yerde özgürseniz, bir insanın olabileceği kadar özgürsünüz demektir."
    William Golding
    Sayfa 116 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • “Rüyalar bu başka olma/olabilme hissiyatını sunuyorlar. Düş âlemi, akışkan bir gerçeklik benim için. Gerçeklik ya da fizikî dünya, kısıtlı bir özgürlük alanı sunuyor insana. Bunun üstüne, toplumsal ve sistemsel baskılar ekleniyor. Kısıtlı alan daha da kısıtlanıyor. Bu kısıtları azaltmak için mücadele etmek tabii ki önemli. Ama geçilemeyecek bir sınır çizgisi var. İşte o noktada rüyalar yardıma koşuyor. Hem hayatta hem edebiyatta.”
    Kolektif
    Sayfa 41 - Orçun Ünal
  • Üstben'in olumsuzluğu Ben'in özgürlüğünü kısıtlar. Buna karşın İdeal-Ben'e göre kendini tasarlamak bir özgürlük edimidir. Ancak Ben,erişilmez İdeal-Ben karşısında kendini eksikli hisseder,bir kaybeden olarak görür,suçlamalara boğar. Reel-ben ve İdeal-ben arasındaki boşlukta bir özsaldırganlık oluşur. Ben kendisiyle kavga etmeye başlar,kendisiyle savaşır. Kendini tüm dış baskılardan kurtarmış sayan olumluluk toplumu,yıkıcı obsesyonlar arasında kaybolur. Burnout ve depresyon gibi psişik hastalıklar,ki 21. yüzyılın başat hastalıklarıdır,hep kendine yönelmiş saldırganlığın izlerini taşır. İnsan kendine şiddet uygular ve kendini sömürür. Dışsal şiddetin yerini içerde üreyen bir şiddet almıştır ki ilkinden daha ölümcüdür,zira bu şiddetin kurbanı kendini özgür zannetmektedir.