Her ne kadar tüm hayatımızı daha iyi şeylerin beklentisiyle yaşamış olsak da nedense geçmişte kalan şeylere genelde pişmanlık içinde özlem duyarız. Şimdiki zamana ise geçici bir şey gözüyle, bizi sadece hedefimize götüren yol gözüyle bakarız.
Her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız. Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar.
Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır.
Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
Sınır tanımayan bir zorbalık karşısında boyun eğmesini sağladıktan sonra, insanı ve insanın geleceğini anlamak açısından önem taşıyan nihai sonucu çıkarmak gerekir.
İnsanın doğası değişikliğe uğruyor mu, totaliter zorbalık ablukası içinde farklılaşıyor mu? İnsan, insana özgü özgür olma isteğini yitiriyor mu? İnsanın yazgısı ve totaliter devletin yazgısı bu yanıttadır. İnsan doğasının değişmesi, devlet diktatoryasına dünya çapında ve sonsuz bir zafer sözü verir, insanın özgürlük isteğinin değişmeden kalması ise totaliter devletin ölüm kararıdır.