Bu vatan için canını ortaya koyan, toprağa düşen, ismi bile anılmadan yok olan hiçbir yiğidi unutma. Unutma ki bu toprak, onların sessizce attığı son adımlarla vatan oldu. Bu bayrak, onların son nefesinde yükseldi. Ve bu özgürlük, onların mezar taşlarına yazılmayan dualarla kazanıldı.
Unutma...
Adı bilinmeyenleri.
Unutma...
Gölgesinde yaşadığın kahramanları.
Çünkü onlar sustukça sen konuşabildin. Onlar öldükçe sen yaşayabildin.
Ve bir gün senin de sıran geldiğinde adını bilen olmasa da bu vatan seni unutmayacak.
Kahraman, cesaret isteyen bir eylem gerçekleştirip yeterince iş başardığını düşünerek yatağına uyumaya giden biri değildir. Kahraman, her şeyden önce, görevini her gün vicdan ve aşkla yerine getiren kişidir.
“Hadsizlik kulağa negatif çağrışımlar yapsa da olması gerekeni tanımlayan olumlu bir anlamı vardır, had sınır, hudut demektir.
Bir insan ancak kendi sınırlarını ve başkalarının sınırlarını tanıdığı alanda özgürdür.
Sınırın olmadığı yerde özgürlük de yoktur, istismar ve ısrar vardır.”
"Artık korkuyorum. Saadetin bizi korkutacak kadar çok ve kesif olması nedir bilir misiniz? Şimdi şuracığa düşmekten korkuyorum. İçimde biriken hislerin birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dağıtacağından korkuyorum. "
“İnsanın, yaşamın ne olduğunu idrak etmesi için gerçek bir bilinç aydınlanması gerekir,” dedi bir bağ turp koparırken.
Charles haklıydı, insanların çoğu bir iş, başlarının üzerinde bir çatı ve pazar günleri dinlenerek geçirecekleri birkaç saatle yetiniyorlardı, kendilerini böyle mutlu hissediyorlardı; huzurlu oldukları için mutluydular, yaşadıkları için değil. Komşuları ne kadar acı çekerse çeksin önemli değildi, yeter ki onlar evlerinde huzur içinde yaşasınlardı; gözlerini kapamayı, kötü şeyler olmuyormuş gibi davranmayı yeğliyorlardı. Alçak olduklarından değildi. Bazıları için hayatın kendisi bile fazlasıyla ürkütücüydü.