Okur
Altun Ayyıldız
Lady Chatterley'in Aşığı'ı inceledi.
456 syf.
·
11 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Aldatan kadın mı? Yoksa seçim isteyen kadın mı?
Bu kitaba hangi sözle gireceğimi bilmiyorum. Size neler hissettiğimi nasıl anlatabilirim onu da bilmiyorum. 20. Yüzyılda yazılan kitap içinde cinselliği barındırdığı gerekçesi ile 31 yıl boyunca İngiltere’de yasaklanıyor ve mahkemelik oluyor. Kitaba yapılan yorumları okuduğumda herkesin cinselliğin ön planda olduğunu söylediğini görüyorum. Böyle düşünen insanların seçicilik yaptığını düşünüyorum. Şu an bunu okuduğunuz elektronik cihazınızda bile daha fazla pornografik öğe bulunduğunu hatta bunların birçoğunu kendinizin araştırdığı konusunda hem fikir olalım. Cinsellikten korkmak yerine bu konu hakkında eğitim alıp bilgi seviyeniz arttığı zaman her şey sizin için ‘’+18’’ olmaktan çıkıyor. Her neyse cinsellik anlatımını Lawrance’e bırakalım ve biz kitap hakkında konuşalım. Lawrance ilk olarak bize Connie’nin evlilik öncesi eğitim ve aşk hayatını anlatarak başlıyor. Ailesinin üst sınıfta olması sebebi ile Connie ve ablası rahat bir hayat yaşıyor ve daha sonra evlilik hayatına adım atıyorlar. Yine üst sınıftan Chatterley soyunun son varisi olan Clifford ile evleniyor ana karakterimiz. Ancak Clifford evlilikten kısa bir süre sonra savaşa gidiyor ve neredeyse paramparça olarak dönüyor. Belden aşağısı tutmayan Clifford ile Connie’nin zaten sorunlu olan sex hayatı tamamen bitmekle beraber Chatterley soyu tehlikeye giriyor. Hem beden engeli hem de sanayi devrimi sonrası maden ocaklarının tükenmesi sebebi ile Clifford ruhen çöküntüye uğruyor ve Connie’den çok fazla destek bekliyor. Evet çok fazla destek istemenin yanında Connie’e hiçbir destek vermiyor. Onu sadece cinsel açıdan özgür bırakıyor. Ancak cinsellik kadınlara haram görülürken bu özgürlük Connie’nin hiçbir işine yaramıyor. Karşısına çıkan her erkek hem ona koşulsuz itaat etmesini hem de onunla aynı anda aynı hazzı yaşamasını bekliyor. Evet bu nasıl çelişki dediğinizi duyar gibiyim. Bu kadar olayın ardından Clifford daha fazla ileri gidip Connie’nin bir başkasından çocuk yapıp Chatterley soyunu devam ettirmesini istiyor. Kitaba ‘’Yasak Aşk Romanı’’, ‘’Lady Chatterley’in Aldatması’’ diyenler ve Connie’e kötü kadın diyenleri anlayamıyorum. Hayat arkadaşınızın size hiçbir şey vermeden sizden bu kadar çok şey istediğinizi hayal edin. Evet ben bu kitapta aldatan kadının yanındayım. Kitaptaki tüm aşk ve cinselliği bir köşeye koyduğunuzda Lawrance’nin toplumsal sınıf ayrımını ve Sanayi Devrimini harika bir şekilde işlediğini göreceksiniz. Size tavsiyem içinizdeki vahşi cinsellik duygusunu ve ön yargılarınızı bir köşeye bırakarak bu kitabı okumanız.
Lady Chatterley'in Aşığı
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Senem Öner
1984 inceledi.
352 syf.
·
10 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Tele- Ekran'dan sesleniyorum ?
Biri bizi gözetliyor...👁 Bizi gözetleyen kim? Bu kitaba başlamadan önce sürekli sosyal medyadan aşina olduğum popüler, son zamanların çok okunan kitap olduğunu hepimiz biliyoruz. Peki neden bu kadar çok gözde oldu? Neden bulunduğumuz çağ ile bağdaştıyoruz. Aslında OT Dergisi'nde Celal Üster bu konuya şöyle değiniyor: "Neredeyse hiç şaşmıyor; bir ülkede ne zaman otoriter, buyurgan, baskıcı bir yönetim işbaşına gelse o ülkede çok geçmeden George Orwell'ın iki yapıtı - Hayvan Çiftliği ve 1984 - yeniden okurların gözdesi oluyor. Nedir bu 1984? Politik bir romandır. Distopya romanlarının ünlülerinden biridir. Big Brother (Büyük Birader) sizi gözetleyendir. Büyük Birader'in sizi göremeyeceği tek bir an yok, bundan kaçamıyorsunuz. Yemek yerken, uyurken, gezerken, çalışırken vs her yerde seni izliyor. Kitapta tele ekranlardan bahsediyor onların olmadığı hiçbir yer yok hemen hemen. 3 polis devlet dünyayı paylaşıyor. Bunlar; -Okyanusta -Avrasya -Doğuasya Okyanusya'da ingsos, Avrasya'da Bolşevizm, Doğuasya'da ise Ölüme Tapınma (Özgürlüksüz ve Eşitsizlik) gibi akımlar hâkim. Ayrıca 4 büyük bakanlık var bunlar; Barış Bakanlığı (Savaşın) Gerçek Bakanlığı ( Yalanların) Sevgi Bakanlığın ( İşkencenin) Varlık Bakanlığının ( Yokluğun) olduğundan bahsedilmektedir. Düşünce Polisi, Seks Karşıtı Gençlik Birliği, Nefret Haftaları, Çiftdüşün sistemi vs vs. Aslında kitap 1948 yılında tamamlanıyor. Günümüz ve geçmiş arasında bir bağ oluşturan kitap. Geleceğe dair karamsar olan Orwell bu kitabı ile aslında gelecek hakkında bir uyarı niteliği taşımaktadır. Şu an düşünüyoruz ve her türlü düşüncede özgürüz. Peki birgün birilerinin bizim düşüncelerimizi bile yasakladığını hayal edin. Bazılarımıza ürkütücü bazılarımıza saçma gelebilir ama tam olarak böyle korkunç bir şey gözler önüne seriliyor. Kitabın baş kahramanı Winston bizi böyle bir dünyaya götürüyor. Kapitalistlerden, tüm özgürlük haklarınızdan sizi mahrum bırakan bir sistemden bahsediliyor. Bireysellik asla mümkün değil. Sadece uyurken yalnız kalabilirsin ama Big Brother her zaman sizi gözetleyecek. Kitaba göre Tele-ekran Okyanusya ülkesinin iktidar partisi tarafından icat ediliyor. -İç parti ( Yüksek sınıf) -Dış Parti ( Orta sınıf) -Proleter( Aşağı sınıf) olmak üzere hiyerarşik bir düzen vardır. Aşağı sınıf hiçbir zaman yüksek sınıfa gelemezler. Kitabı okumayanlar için kesinlikle tavsiye ettiğimi söyleyebilirim. Ayrıca her kitap bitiminde mutlaka bunun filmi yapılmıştır diye söylenip duruyorum ve 1984 kitabının iki tane de filmini bulduğumu söyleyebilirim. Winston Smith'i canlandıran John Hurt filmin başrolünde. Yayın tarihi ise 1984. Diğer filmin yayın tarihi ise 1956'dır. Aslında bu bizim çocuklarımızın geleceği olabilir. Özgürlük korunmalı. Haklar savunulmalı. Dilerim geleceğe güzel bir dünya bırakabiliriz buna en büyük etken ise sevgi olacaktır. Doğa'yı korumak, hayvanları korumak, insanları korumak. Bunları koruyamazsak zaten gelecek asla olmayacak. Ne yazık ki son günlerde içinde bulunduğumuz durum içler acısı. Bir insan nasıl bir ağacı sevmez. Kendisine zararı olmayan kendi doğal ortamında yaşamını sürdüren canlıları nasıl yakabilir. Hâlâ umut ediyorum bu karanlık günler bitsin istiyorum. Doğamız yeşiliyle mavisiyle bize gülümsesin istiyorum. Bu dünya sadece bugünün insanı için değil geleceğinde canlılarına aittir. Gerçekten çok üzgünüm. Umarım yeniden iyileşiriz. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. "Düşünün. Çünkü henüz yasaklanmadı."
1984
8.9/10
· 93,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
15
Alper Tarik
Gerçek Özgürlük'ü inceledi.
352 syf.
·
52 günde
·
8/10 puan
Kültür robotu olmayanı kim sever
Psikolojiye sosyoloji temelli yaklaşılması gerektiğini ilham eden, roman tadında bir kitap. Her şeyin iki boyutu olması ilkesi burada da görülüyor. Bazı şeyler altıya ayrılsa da genelde her şey ikiye ayrılıyor. Siz hangisini seçerseniz diğerini seçenler cahildir.
Gerçek Özgürlük
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
Ozan Deniz SARI
Mecburiyet'i inceledi.
50 syf.
·
Puan vermedi
Kiralık Posta Kutusu
Çok akıcı ve okuması rahat bir kitap. "Özgürlük mü yoksa sorumluluk mu?" Ressam Ferdinand savaş sırasında askere alınmamak için İsviçre'ye kaçıyor. Eşi Paula ile üzerinde tartıştıkları konulara dahil olup oturduğunuz yerden siz de fikir beyan etmeye başlıyorsunuz. Ferdinand'ın karar veremeyip tam ortadan ikiye bölünme arzusu erkeklere bir çok konuda tanıdık gelecektir. Paula karakterine bayıldım. Güçlü kadın karakter sevenler de bayılarak okuyacaktır. Stefan Zweig Mecburiyet
Mecburiyet
8.2/10
· 31,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
11
Melike Elif
Gerçek Özgürlük Kaderin Bilgisinin Vücuda Bürünmesiyle Gelir'i inceledi.
80 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
Bir solukta okunabilecek, keyifli bir kitap. İçinde bilimsel açıklamalara da yer vermiş. Kanada'nın yaşamına dair bilgileri ve düşüncelerini bize sunmakta. Takip edenler için ise Çetin Çetintaş'ın derlediği bir kitap olması da okuma sürecini daha keyifli hale getiriyor. Yaşamsal olgularınız için belki de hayatınızda yeni pencereler açmanıza yardımcı olacaktır.
3
Fenicka
Napolyon'u inceledi.
"Özgürlük, eşitlik, kardeşlik idealinin savunucusu olarak kurduğu cumhuriyeti, imparator olarak sonlandırdı. İhtilalin büyütüp yetiştirdiği ve yok ettiği Napolyon Avrupa'nın siyasi yapısını değiştirdi. Yönetim ve hukuk alanlarında yaptığı düzenlemelerle Fransa'nın devrim sonrası devlet yapısını şekillendirdi. " . . . Okuduğum diğer biyografi kitaplarına nazaran Napolyon beni bayağı yordu. Çünkü kitapta çok fazla savaştan bahsediliyor. Bağlantı kurmakta zorlandım açıkçası. Belki de sayısalcı olmamdan ve tarih dersi ile aramın olmamasından kaynaklanıyordur :) :) :) Ama tarih sevenlere öneririm. Anlatımı gayet iyi bir kitap...
Napolyon
7.8/10
· 81 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
352 syf.
·
Puan vermedi
1984, George Orwell tarafından yazılmış kaotik bir roman. Mart ayında bitirebildiğim ilk kitaptı. İki gün önce paylaştığım Edebiyat Haber kitap listesinde görüp almıştım. İnternette yeraltı edebiyatı örneklerinden biri gibi gösteriliyor. Ama çok emin olamadım. Sanki yeraltı edebiyatı ilkelerine uymuyor gibi. Kurguda bize sunulan yaşam, bütünüyle hayal ürünü. Ama eleştirel anlamda abartılmış bir gerçeklikten söz edebiliriz. Zaten bu nedenle dönem dönem pek çok ülkede yasaklanmış. Roman tüm dünyaya hâkim olmuş üç ülkeden biri olan Okyanusya'da geçiyor. İnsanların tuvalette bile "tele ekran" adı verilen bir ekrandan izlendiği ve dinlendiği bir ülke bu. Değer yargıları alt üst edilmiş. "Savaş barıştır. Özgürlük köleliktir. Cahillik güçtür." gibi söylemler geliştirilmiş. Başta cinsellik olmak üzere günlük hayata dair çok sıradan şeyler bile yasaklanmış. İnsanların kendilerine ait düşünce sistemleri yok. Onlara dayatılan gerçeğe şaşırtıcı bir biçimde, kayıtsız şartsız inanıyorlar. Bunun nasıl olabildiğini ancak üçüncü bölümünde öğreniyoruz. İlk bölüm sıkıcı gelebilir. Ama sonraki iki bölüm, insanın kanını donduruyor. İlgilenenler için, elimdeki, Celal Üster çevirisiyle Can Yayınlarından çıkmış, Ocak 2021, 72. baskıs
1984
8.9/10
· 93,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
13