Medeniyet krizi bu işte; Müslümanca duyma, algılama, görme, bakma biçimimizinde, müslümanca var olma yaşama zeminimizinde yerle bir olması! Zihnimizin çağdaş hurafeler çöplüğüne dönüşmesi ve ölmesi, dünyamızın Batılı/seküler kavramlar ve kurumlar tarafından şekillendirilmesiyle yok olması.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Karşı tarafla birbirinizi anlamakta güçlük çektiğiniz durumlarda yapılabilecek en iyi şeylerden biri kendinize "nasıl böyle düşünebilir?" Diye sormak yerine, "onda bende olmayan hangi bilgi var? Nasıl bir bakış açısına sahip ki, çıkarımlarının benimkinden daha mantıklı olduğuna inanıyor?" sorusunu sorun. İşe karşı tarafın dünyasını anlamaya çalışarak başlayın ve süreç esnasında kendi bakış açınızdan da vaz geçmeyin. Genelde fikir ayrılıkları ikinizden birinin hatalı olduğunu göstermez, bu durum sadece farklı bakış açılarına sahip olmanızın sonucudur.
-Hocam istikbalden ümitvar mısınız?
Bir sessizlik oldu..
Verilen cevap alışılmışın dışındaydı.
-Oğlum bırak istikbali! Hale bak hale! Halini değerldirebiliyormusun? Halini yaşayabiliyormusun? Odur istikbal! Her anını nasıl kıymetlendirebileceğini, bir günün 24 saatini nasıl yaşayabileceğini biliyormusun? Odur istikbal!.. Hal nedir hal? Hal bulunduğun an yaşadığın zamandır. Hali yaşamak demek kolunun birinin mazinin derinliklerine diğerinin istikbalin yücelerine uzanması demektir. O an gerektiği gibi değerlendirilirse hal de istikbal de kuvvet bulur, kudret kazanır. Dedi ve ekledi, yok yok eklemedi gürledi:
"Geçti mazi çekme istikbale gam
Gün bu gün, saat bu saat, dem bu dem"