Bazı günler susmayı seçiyorum, bazı günlerse konuşmayı… Ne kadar zıt iki tercih gibi görünse de, her biri bir yanımı besliyor. Belki bu gelgitler rahatsız edici olmalı; ama değil. Aksine, beni hayata bağlıyorlar. Düşüncelerimi başka yönlere sürüklüyor, yaşadığımı hissettiriyorlar. Belki de bu çelişkilerde buluyorum kendimi… Ve fark ediyorum ki, bu iniş çıkışlarla düşünme şeklim daha da derinleşiyor, benliğim biraz daha anlam kazanıyor.
İyi ki her zaman aynı şeyi düşünmüyorum ya da aynı fikri benimsemiyorum. Öyle olsaydı… kim bilir, ne kadar tekdüze, ne kadar donuk bir hâle bürünürdüm. Bu fikir bile ürkütücü.