Minguinho hâlâ sıkkın görünüyordu.
"Bak Minguinho, böyle yapmana gerek yok.
O benim en iyi arkadaşım.
Ama sen ağaçların mutlak kralısın, tıpkı Luís'in kardeşlerimin mutlak kralı olduğu gibi.
Bilesin ki kalbimiz kocaman olduğu sürece sevdiğimiz her şey içine sığar.”
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum.
Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi.
Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi.
Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi.
Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey!