Cüneyd-i Bağdadi'ye göre bela, ariflerin yolunu aydınlatan bir meşaledir; ona göre müridler musibetle uyanır, gafiller onunla helak olurlar. Aşık maşuku için her türlü acıya ve sıkıntıya severek katlanır, hatta bundan manevi bir haz duyar. Ebu Derdi ''İmanın zirvesi, hüküm kar şısındasabırvekadererızadır"der.
Sokrates, Atinalılar için bir musibetti. Şehrin tanrılarına inanmamak, onların yerine başka bir tanrı koymak ve bu yolla gençliği zehirlemekle suçlandı ve ölüme mahkum edildi. Sa vunmasında, Atina halkı için taşıdığı anlamı şöyle açıklıyordu:
''Eğer beni ölüme mahkum ederseniz, yerimi alacak birini kolay kolay bulamazsınız. Komik bir benzetmeyapmak gerekirse, ken timiz iyiyetiştirilmiş, heybetli bir at, ben de bir atsineğiyim. Tan rı beni bu atın üzerine yerleştirdi, ona bağlıyım: Heybetinden ötürü tembelliğe meyleden bu at ancak bir atsineğinin varlığıyla hareketlenebilir. Eğer benim sözüme kulak verirseniz, hayatımı bağışlarsınız. Neyazık ki bundan çok umutlu değilim. Belki biraz sonra bir at olarak uykunuzdan uyanıp Anitus'u dinleyecek ve beni tek bir darbeyle alaşağı ettikten sonra uyuklamaya devam edeceksiniz. " Musibetler de bizim Sokrates'imizdir.