Hiç düşündünüz mü düşünce kalkamamayı? Bir türlü toparlanamamayı? Tam “düzeldim” derken yeniden yıkılmayı tattınız mı? Her gün uyanıp güneşe bakıp (sokak lambaları yanıyor olsa bile) gülümsediniz mi? Bir önceki gününüzün aynısı günleri yaşayıp, akıllanmadan her güne “bugün yeni bir gün” dediniz mi? Söyler misiniz, takvimde yazan sayı dışında değişen ne? Aynı yüzler, aynı aktiviteler…
Ben size değişenin ne olduğunu söyleyeyim: Sizsiniz. Her geçen gün daha da aşınıyorsunuz. Fikirleriniz törpüleniyor. Kendinizi unutuyorsunuz. Düştüğünüz, yıkıldığınız günleri unutup hiç olmamış gibi davranıyorsunuz. Ama bilmem, biliyor musunuz? İçinize gömdüğünüz, sakladınız diye yok olmuyor. Büyümek için bir damla su bekliyor. Ve inanın bana, büyümeden geçmiyor.