İnsanın muhtaç olduğu bir şeyden soğuması berbat bir şey. Aynı evde yaşamasakda sanki her yerde o varmış gibi. Her izlediğim dizide, okuduğum kitapta, gectigim yolda ve her rüyamda o var. Artık uyuyamıyorum. Uykum bana zehir. Senin o mavi gözlerin bana zehir. Yılanı delikten çıkaran dilden bile tatlı dilin beni sürekli kandırıyor. Sana inanmak, sana düşmek istiyorum. Kendimi uçuruma bırakır gibi sana bırakmak istiyorum. Ama ikimizde biliyoruz ki o güzel kısa hissin sonu sertçe gercekliğe çarpmak oluyor. Ve inan bana sana güvenmek yerine uçurumdan atlamak daha güvenli geliyor. Çünkü o zaman kırılan tek yerim kemiklerim oluyor. Keşke sensizliğin Bir yolunu bulabilsem. Bir ateş gibisin senden uzak durdukça donuyorum, yaklaşınca yakıyorsun beni. Ve ben aptal bir kelebek gibi her defasında bu ateşe uçuyorum. Ve seni o kadar çok seviyorum ki kanatlarımı yakmanı problem etmiyorum. Sen benim sevdiğim adam değilsin. Sen benim babamsın. Bana bu satırları anneler gününde yazdıran. Kendimi terk edilmiş sokak köpeği gibi hissetmemi sağlayan babamsın. Belki söylediklerim saçma geliyordur ama bunu yazıyorum. Çünkü bu yazılması gereken birşey ancak ben bunları babama yazamıyorum daha çok şey yazmak istiyorum. Yazamıyorum. İçinizde kalan birşeyler varsa Yorumlarda okumaktan zevk duyarım