“Biz her peygamberi, kendi milletinin lisanı ile gönderdik, ta ki onlara hakikatleri iyice açıklasın.” (İbrahim, 14/4),
“Eğer biz Kur’ân’ı yabancı bir dille gönderseydik derlerdi ki: 'Neden, onun âyetleri açıkça beyan edilmedi? Dil yabancı, muhatap Arap! Olur mu böyle şey?' ” (Fussilet, 41/44)
Bütün peygamberler hangi topluma gönderildiyse muhataplarına ilahi mesajı anlatabilmek için o toplumun diliyle konuşmuşlardır. Bu konuyla ilgili olarak Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "İstisnasız her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açık açık anlatsın; bundan sonra Allah dilediğini sapkınlık içerisinde bırakır, dilediğini de doğru yola iletir. O, güçlüdür, hikmet sahibidir. Hz. Mu hammed'in (s.a.s.) ilk muhatapları da Arap oldukları için Kur'an-ı Kerim Arapça olarak indirilmiştir. Eğer Hz. Muhammed (s.a.s.) başka bir milletten olsaydı, Kur'an-ı Kerim o dilde indirilebilirdi. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, hangi dilde indirilmiş olursa olsun ilâhî mesajın evrenselliğidir.
Rabbimiz, Kur'an-ı Kerim'i tüm insanlığa bir hidayet rehberi olarak indirdiğini ifade etmektedir. 34 Kur'an-ı Kerim'in Arapça indirilmiş olması, O'nun evrenselliğine engel olmadığı gibi, Arap olmayanlar tarafından anlaşılmasına da engel değildir. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Bilmek isteyenler için ayetleri apaçık hale getirilmiş Arapça okunan bir kitaptır." Allah Teâlâ, insanlığa hidayet rehberi olması için gönderdiği son Kitabı'nı Arapça olarak göndermeyi dilemiş ve istedikleri takdirde tüm insanların anlayabileceği bir şekilde indirmiştir.
Hikmet açısından önemli bir husus da şu olabilir ki; evrensel bir vahiy olan, bütün insanlara hitap eden, kıyamete kadar yürürlükte olmaya devam eden Kur’an’ın kullandığı lisanın konumu büyük önem arz eder. Sözcüklerinin