İmam ı Azam Hazretleri'ne birisi soruyor "Ya Imam, bir günde ne kadar yemeliyiz?"
"Iste şu kadarı yeter!" diye yerden avucuna bir taş alıp gosteriyor, Imam. Adam bir taşa bakıyor, bir Imam-Ázama. Tas avucunun içinde neredeyse kaybolmakta ama Imam'ın yüzünde bir ciddiyet. Hayretle soruyor
"Insaf edin ey Imam, bu kadarı bir gün için yeter mi?"
Cevap ibretlik
"Bu kadan seni taşır, fazlasını da sen taşırsan!
Bilmem dikkatinizi çekti mi; modern şehirlerin her biri organizmanın kalbi olabilmek adına yarış içindeler. Ve ilginçtir, kalp olmaktan taviz vermeyen ve bunun için büyük reklamlar, yatırımlar yapan şehirlere nazaran hiçbir şehir falanca alanın beyni olayım, filanca sektörün midesi olayım, feşmekan alanın akciğeri olayım demiyor. İşte size kalbin önemi..
Dünya denen bahçede onca zenginlik içinde yaşadığı halde Karun'un malı şimdi kim bilir nerede, kimlerin elinde bir baksana.
Hele şu dünyada geçici bir misafir olduğunu bilip dururken bunca dünya derdiyle dolup taşmak da neyin nesi?
Bazıları kalbin içine dünyayı ve dünyalıkları doldurarak onu kilitliyor ve kendisini bir hazinenin sahibi zannediyor. Ne kadar yanlış!
Oysa bilinmelidir ki içine dünyanın ve dünyalıkların kilitlendiği bir sandık ancak emanet sandığıdır, hazine sandığı değil.