kitaba dair abartıyı anlamakla birlikte ne yazık ki tam olarak bana hitap etmediğini söyleyerek başlamak istiyorum. bu durum çoğunlukla benim beklentilerimle ilgiliydi tabii; ben daha karanlık bir potansiyel görüyordum ama kitap kendi güvenli sınırlarında kaldı. bu risk almak istenmediği için de olabilir, yazarın kişisel tercihi de:) ama sonuç olarak genel fikri her ne kadar güçlü bulsam da işleyiş ve sonuçtan tatmin olmadım.
kitabın girişini çok sevdim; ilk cümlesi bile başlı başına bir vaat gibiydi: 'gökten kül yağıyordu.' bu cümlenin kitabın geneline yayılmış güçlü bir metafor olduğunu sanmıştım ama ne yazık ki sadece o anki hava durumunu betimliyormuş :d
kitabın genel temposunu da sevdim. evet, yer yer düştüğü oluyordu ama ben bir dengesizlik fark etmedim. her bölümde aksiyon düzeyinin yüksek olmasını ya da durağan başlayıp son sayfalarda yükselmesini istemez ve bekleyemezdim. dolayısıyla okurken sıkılmadım hiç. karakterlerin kişisel tahlilleri, iç monologlar ve duygusal betimlemeleri oldukça güzel yazılmıştı bence. aksiyon sahnelerinin de aynı şekilde güzel yazıldığını düşünüyorum. gerilim ve heyecan duyguları hep yüksek tutuluyordu.
yazım tarzı beni ilk girişte çok şaşırttı doğrusu. sanırım kitabın kendisine olduğu gibi yazarın bu kitaptaki anlatım tarzına karşı da beklentilerimi çok yüksek tutmuşum. daha edebi bir yazım bekliyordum ki okuduğum haliyle de tamamen edebilikten uzak olduğunu söyleyemem ama bana çoğunlukla olgunlaşmış genç yetişkin yazımı gibi geldi. ama bu kötü olduğu anlamına gelmiyor tabii, yazım tarzını gerçekten çok beğendim ve betimlemelerin de yeterli ve iyi yazılmış olduğunu düşünüyorum çoğu okurun aksine.
kitabın karakter kadrosunu ve özellikle karakter etkileşimlerini çok sevdim. o dostluk, aile, ekip ruhu o kadar güzel aktarılmıştı ki