Bilindiği üzere Ahmet Bin hanbel gibi ehli hadisten birçok alim Kur'an'ın yaratılmış olduğunu kabul etmemiş.
mutezilenin savunduğu Kur'an'ın mahluk olduğu yönündeki düşünceyi ilk dönem hanefilerinin de destekledikleri hatta bunların bizzat amelde Hanefi oldukları iddia edilmiştir.
öte yandan yine bu dönemde söz konusu iki görüşün arasında bir görüş sayabileceğimiz bir düşünce ortaya çıkmıştır. Bunlara LAFZİYE adı verilmiştir. Bunlar Kur'an'ın kendisi yaratılmamış olmakla birlikte insanların telaffuz ettiği şeyin yaratılmış olduğunu savunmuşlardır. Bu görüşün en önemli temsilcisi Ebu Ali Hüseyin el Kerabisi'dir. ö. 248 hicri. diğer bazı önemli alimler gibi Buhari de bu orta yolu tercih ettiğinden hocası Zuhli onun bu görüşünü Kur'an'ın mahluk sayılması olarak yorumlamış ve ona bidat ehline katılmakla suçlamıştır. halbuki o Kur'an'ın mahluk olduğunu değil insanların kıraatinin hıfzının veya mushaflara yazılmasının mahluk olduğunu savunmaktadır.
Hadis alimlerinin çoğu itikadi meselenin münakaşa konusu haline getirilmesini bidat kabul etmişlerdir. Buna karşılık Buhari Kur'an ve sünnete uygun olan görüş ve inancın belirlenip savunulması maksadıyla itikadi problemlerin tartışılmasını gerekli görmüştür. Öyle ki o itikadi konularla yakından ilgilenerek selef inancına aykırı gorusler ileri süren cehmiye mutezile havarić ve şia mezheplerini tenkit eden böylece ehl-i sünnet mezhebinin oluşumuna katkıda bulunan ilk Sünni alimlerden kabul edilmiştir.
Gıybet etmekten şiddetle kaçınırdı insanların işleriyle uğraşmaz kendini ilme verirdi. onları küçük görmezdi. Siyasilerden ve yöneticilerden uzak dururdu.
Hocası Buhari için şöyle diyor: "Bu çocuk ne zaman dersime gelse şaşırıyor hadisleri birbirine karıştırıyorum o dersten gidinceye kadar endişem bir türlü geçmiyor."