Kübra

O’nu tanıyan ve itaat eden, zindanda dahi olsa bahtiyardır. O’nu unutan, saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan bahsedip Halık’ı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil onları dinleyiniz.”
Ve madem helal dairesi keyfe kafidir. Ve madem haram dairesindeki bir saat lezzet, bazen bir sene ve on sene hapis cezasını çektirir. Elbette gençlik ni’metine bir şükür olarak, o tatlı ni’meti, iffete, istikamette sarfetmek lazım ve elzemdir.
Eğer, bir yaşındaki çocuğun aklı bulunsa ve ondan sual edilse: “En leziz ve en tatlı haletin nedir?” Belki diyecek:”Aczimi, zaafımı anlayıp, validemin tatlı tokadından korkarak, yine validemin şefkatli sinesine sığındığım halettir.” Halbuki; bütün validelerin şefkatleri, ancak bir lem’a-i tecelli-i Rahmet’tir. Onun içindir ki: Kamil insanlar, acz ve havfullahta öyle bir lezzet bulmuşlardır ki; kendi havl ve kuvvetlerinden şiddetle teberri edip, Allah’a acz ile sığınmışlar. Aczi ve havfı, kendilerine şefaatçi yapmışlar.
Onun içindir ki; ölümün hakikatını gören kamil insanlar, ölümü sevmişler. Daha ölüm gelmeden ölmek istemişler.