Alp

Wil yukarı bir bakış attı, “İnsanı bilgiye duyduğu arzu şekillendirir,” dedi.
Sayfa 142·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Auri ansızın ciddileşti. “Şimdi gözlerini kapa ve eğil ki sana ikinci hediyeni verebileyim.” Gözlerimi kapayıp eğilirken yoksa bir de şapka mı verecek diye merak ediyordum. Ellerini yüzümün iki yanında hissettim, sonra Auri alnımın ortasına küçük, zarif bir öpücük kondurdu. Şaşırıp gözlerimi açtım. Fakat çoktan birkaç adım uzaklaşmış ve ellerini tedirginlikle arkasında kavuşturmuştu. Aklıma söyleyecek bir şey gelmedi. Auri bana doğru bir adım attı. “Benim için çok özelsin,” dedi ciddi bir yüzle. “Sana göz kulak olacağımı bil.” Çekinerek uzandı ve yanaklarımı okşadı. “Hayır, bu geceliğine değil. İşte üçüncü hediyen. Başın sıkışırsa gelip benimle birlikte Şeyaltı’nda kalabilirsin. Orası iyi ve güvenli bir yer.” “Sağ ol Auri,” dedim konuşabildiğim zaman. “Sen de benim için çok özelsin.” “Tabii ki öyleyim,” diye kendinden emin bir karşılık verdi. “Gökteki ay kadar güzelim.”
Sayfa 124·Kitabı okudu
“Yine de,” dedim etrafıma bakınarak, “dairen pek güzelmiş.” “Sen buradayken öyle,” dedi.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Yuvarlak yüzü öfkeli birayı andıran Hemme bana dik dik baktı. “Dairemi sen mi ateşe verdin seni gidi süprük piç kurusu?” Sorunun hışmı beni büsbütün gafil avladı. Aşırı derecede zor sorulara, şaşırtmacalı sorulara veya her türlü cevabı yanlış çıkartabilecek iki uçlu sorulara hazırdım. Fakat bu beklenmedik suçlama beni hazırlıksız yakalamıştı. Ayrıca süprük lafından özellikle nefret ediyordum. İçimdeki duygular kabardı ve aniden ağzımda o erik tadını aldım. Beynimin bir parçası verilebilecek en uygun cevabı ararken farkında bile olmadan konuşmaya başladım. “Daireni ben yakmadım,” dedim dürüstçe. “Ama keşke yaksaydım. Ve keşke sen de o sırada yatağında mışıl mışıl uyuyor olsaydın.” Hemme’nin yüz ifadesindeki öfke yerini hayrete bıraktı. “Re’lar Kvothe!” diye çıkıştı Şansölye. “Edepli bir dille konuşmazsan seni bizzat Uygunsuz Davranışla suçlarım!” Erik tadı geldiği kadar çabuk gitti ve beni hafif bir baş dönmesiyle bıraktı. Korku kadar utançtan da terliyordum. “Özür dilerim Şansölye,” dedim çabucak, bakışlarımı ayaklarıma dikerek. “Öfkeyle konuştum. Halkım süprük sözünü büyük bir hakaret kabul eder. Bu söz binlerce Ruh’un sistematik bir şekilde katledilmesini alaya almakta kullanılır.”
Sayfa 107·Kitabı okudu
“Niçin Hemme’nin bütün giysilerini yakıyorsunuz?” diye sordum, geniz yakan bir dumanın odayı hızla sardığı gerçeğine aldırış etmemeye çalışarak. Elodin bana geri zekâlıymışım gibi baktı. “Çünkü ondan nefret ediyorum.” Şöminenin üstüne bıraktığı kristal sürahiyi alıp şiddetle şömineye fırlattı. Sürahi paramparça oldu. Saçılan sıvı, ateşi daha da canlandırdı. “Herif dallamanın teki. Kimse benimle öyle konuşamaz.”
Sayfa 101·Kitabı okudu