Kendisiyle sohbetimde bana şöyle dedi: “Daha önce yazdığım 29 kitaptan bile daha kıymetli bir kitap bu.” Bunu duyunca açıkçası çok sevindim. Üstünkörü bir göz gezdirdiğimde, Exupéry’nin Küçük Prens’ine benzer bir düzlemde ilerliyor sanırım, dedim. “Evet, iyi yakaladın,” dedi, “ama benim kitabım biraz daha Anadolu temalı.”
Ben de iyice meraklandım ve büyük bir keyifle okuyacağımı söyledim. Gerçekten de hayatımda en hızlı okuduğum kitaplardan biri oldu :)) Salondan çıkmadan, oturduğum yerde bitirdim. Kitap şiirsel bir dille yazılmış; adeta bir şiir gibi akıp gidiyor.
Ancak dil ve üslup bakımından çocuklar için biraz ağır olduğunu düşünüyorum. Olay akışının da yer yer onarılmaya ihtiyacı var; bağlantılar biraz daha güçlü kurulsa ortaya fevkalade bir eser çıkabilirmiş. Hikâye daha çok “sözcük” üzerinden ilerliyor. Örneğin, 8.sf "İnsan sözcükleri bilmeden kimseye sevemez. Kimsey şarkı söyleyemez kimseye merhamet duyamaz. Çünkü insan sözcükleri bilmeden duygularını bilemez, onlara bir anlam veremez. Heyecanı boğazında düğümlenir durur. Bunu da anneannem Ferhat dağı delerken, Şirin suyu beklerken öğretti bize. “Emrah sevgilinin mihrap sırrıdır” dediğinde Selvihan bizim odalarımızda geziyordu”... Kısmonda "Emrah sevgilinin mihrap sırrıdır" ifadesini anlamakta zorlandım. Bunu kavrayamamak benim vasıfsızsızlıpım da bir yerde :))
Yine de çocuk okurlar için ağır kaçabilecek bir metin olduğu kanaatindeyim. Benzer bir kitap daha yazarsa kral, bu kez çok daha iyi ve güçlü bir eser ortaya koyabileceğini düşünüyorum. Ben 8. defa okudum :))